<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414</id><updated>2012-02-16T10:39:30.465+02:00</updated><title type='text'>FAHRİ AYBERK BAĞCI</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>51</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5324137347033105428</id><published>2011-08-12T17:41:00.001+03:00</published><updated>2011-08-12T17:42:55.565+03:00</updated><title type='text'>Yağmurun Elleri</title><content type='html'>Sevdiğim bir arkadaşım vasıtasıyla çok sevdiğim bir Yen Türkü şarkısının orijinal sözlerine ulaştım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;somewhere i have never traveled, gladly beyond&lt;br /&gt;any experience, your eyes have their silence:&lt;br /&gt;in your most frail gesture are things which enclose me,&lt;br /&gt;or which i cannot touch because they are too near&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;your slightest look easily will unclose me&lt;br /&gt;though i have closed myself as fingers,&lt;br /&gt;you open always petal by petal myself as Spring opens&lt;br /&gt;(touching skilfully, mysteriously) her first rose&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;or if your wish be to close me, i and&lt;br /&gt;my life will shut very beautifully, suddenly,&lt;br /&gt;as when the heart of this flower imagines&lt;br /&gt;the snow carefully everywhere descending;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;nothing which we are to perceive in this world equals&lt;br /&gt;the power of your intense fragility: whose texture&lt;br /&gt;compels me with the colour of its countries,&lt;br /&gt;rendering death and forever with each breathing&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(i do not know what it is about you that closes&lt;br /&gt;and opens;only something in me understands&lt;br /&gt;the voice of your eyes is deeper than all roses)&lt;br /&gt;nobody, not even the rain, has such small hands&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e.e.cummings&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ref:http://astherain.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5324137347033105428?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5324137347033105428/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5324137347033105428' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5324137347033105428'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5324137347033105428'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/08/yagmurun-elleri.html' title='Yağmurun Elleri'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6821990325672033046</id><published>2011-08-12T10:45:00.003+03:00</published><updated>2011-08-12T11:12:40.635+03:00</updated><title type='text'>Kelimelerin gücü serisi 1: MERAK</title><content type='html'>Merak Edilebilinir&lt;br /&gt;Merak Duyulabilinir&lt;br /&gt;Merak Sarılabilinir&lt;br /&gt;Merak Salınabilinir&lt;br /&gt;Merak Cezbedilebilinir&lt;br /&gt;Merak Bağışlanabilinir&lt;br /&gt;Merak Yenilebilinir&lt;br /&gt;Merak Geçebilir&lt;br /&gt;Meraka Yenik Düşülebilinir&lt;br /&gt;Meraklı Olunabilir&lt;br /&gt;Merakına Dokunulabilinir&lt;br /&gt;Merakta Bırakılabilinir&lt;br /&gt;Merakta Kalınabilinir&lt;br /&gt;Meraka Düşülebilir&lt;br /&gt;Meraktan Çatlanabilir &lt;br /&gt;Merak Getirilebilinir&lt;br /&gt;Meraklanılabilinir&lt;br /&gt;Bilim Merakla Başlar&lt;br /&gt;Fazla Merak İyi Değildir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim favorim:&lt;br /&gt;Merak Kediyi Öldürür…&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6821990325672033046?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6821990325672033046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6821990325672033046' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6821990325672033046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6821990325672033046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/08/kelimelerin-gucu-serisi-1-merak.html' title='Kelimelerin gücü serisi 1: MERAK'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8546088083500786176</id><published>2011-08-12T09:35:00.003+03:00</published><updated>2011-08-12T10:15:30.917+03:00</updated><title type='text'>Kaburga Kemiğinden Kadınlar</title><content type='html'>Eski bir "rivayete" göre. Tanrı Havva'yı Adem'in kaburga kemiğinden yaratmış. Objektif olmaya çalışıyorum zira konunun özünde ilk önce topraktan yaratılan "esas ilk kadın'ın" ,kaldı ki ismi Lilith olarak geçer, Adem'e boyun eğmemesi buna sebep olmuş. Hatta başka rivayete göre bu boyun eğmeyen kadına meleklerce verilen görevler nedeniyle Lilith kelimesi sonradan illet kelimesinin kökenini oluşturmuş ki durum burada gerçekten vahimleşiyor. Bu yazıda konumuzun boyun eğen kadınlarla daha ilgili olması Lilith konusunu bir sonraki zamana bırakmama sebep oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Antik ve öncesi çağlardan günümüze birkaç radikal ve marjinal toplum veya mitolojik kayıtlar hariç erkeğin ön planda olduğu kadının ise ancak teslimiyet gösterebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Bu zehirin bu kadar yerleşik olmasının esas sebebi yeni nesil kadınların zihnine yerleştirenin eski nesil kadınlar olması muhakkak. Erkeğin fiziksel gücü avcı ve toplayıcı zamanlarda belki onu önde bir konuma yerleştirmiş olabilir ancak yaşadığımız modern çağda sadece fiziksel özelliklerini kullandığı işlerde çalışanlar genelde toplumun en alt tabakasını oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç adım öteye gidersek zihin ve öngörü gibi yetenekleriyle toplumda var olan insanlar özellikle bu fiziksel özelliklerini geride bırakmaya başlıyorlar diyebiliriz. Bu durum oluştuğunda teoride kadınlar artık daha fazla rekabet alanına girebilecek şansı elde ediyorlar. Tabii ki eski düşünce yapısı ve toplumların "hala" ulaşamadığı medeniyet seviyeleri nedeniyle kadın yine de eşit rekabet hakkına sahip olamıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süredir çok popüler olan sosyal medya içerisinde tam da bu konu nedeniyle bazı kadınların çizdikleri yollar çok dikkatimi çekiyor. Özellikle bu kadınlar sergiledikleri ödün vermez duruşlar, edindikleri kariyer başarıları ve birey olduklarını kanıtlarcasına özgür tavırları ile ön plana çıkanlardan. Bunu yaşlara göre sınıflandırmaya bile gerek duymuyorum zira hemen her yaşta bu tarz "güçlü" veya "parlak geleceği vaadeden" kadınlara rastlayabilirsiniz. Bazı kadınlarda ise merakımı cezbeden bu olumlu gelişmeleri gölgede bırakacak kadar korkunç bir durum vukuu buluyor ne yazık ki. Kadın bir erkekle birleştiriyor hayatını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ilişki hele ki evlilik düşmanı bir insan hiç değilim. Ancak hangi tür ilişki olursa olsun taraflardan biri diğerine sürekli teslimiyetle bağlanıyorsa ve karşısındakinin hayatında çözünüyorsa orada dünyalar başıma yıkılıyor. Sen ki küçük yaşların sınır tanımazlığını, onlu yaşların duygusal uçurumlarını içmişsin... Sen ki yirmili yaşlarında korkunç yalnız ve zorda kalmış ama belki otuzlu yaşların başında hepsini alt etmişsin... Dişinle tırnağınla kazıyarak bir hayatı yoktan yaşamak durumunda kalmışsın, nasıl bu kadar kolay ve hızlı bir şekilde "sanki aslında hep bunu aramışsın" gibi başkasının hayatında bir eklem, bir uzva dönüşebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de çok yalnız kalabilirim ki aslında hepimiz çok çok yalnızız. Ancak yalnız olmamızın bize büyük lutfu olan birey olabilme özelliğimizi, en başından beri örüp gittiğimiz karakterimizi, düşünce yapımızı ve fikirlerimizi nasıl bu kadar kolay hiçe sayıp başka birşeye dönüşebiliriz ki? Sen o rivayette bahsedildiği gibi sadece bir kaburga kemiği olarak yaşamaya nasıl adayabilirsin kendini? Geldiğin yerin kökeninin hiç mi kıymeti kalmıyor gözünde? Bunca yaşadıkların sadece "zaman geçirme" miydi yani? Peki hayatına eklemlendiğin o insan gün gelip evrimleştiğinde senden ayrılmak için gözü yeterince kararırsa önceki hayatına ne yüzle dönebileceksin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nice ideolojileri veya siyasi görüşleri, bütün fikirleri ve duyguları anlamasam inanmasam bile kabul edebilirim bir şekilde. En kötü izole edebilirim zihnimi bunlardan. Ancak kendi bireyliğimi yaralıyor bir insan evladının en büyük özelliği olan bireylik hissinden vaz geçmesi. Ucu bana dokunuyor yahu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8546088083500786176?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8546088083500786176/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8546088083500786176' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8546088083500786176'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8546088083500786176'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/08/kaburga-kemiginden-kadnlar.html' title='Kaburga Kemiğinden Kadınlar'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8486949235094987480</id><published>2011-06-29T11:05:00.002+03:00</published><updated>2011-06-29T11:08:23.820+03:00</updated><title type='text'>Pozitif elektrik 290611</title><content type='html'>-Sabah uyandığında hatırlamadığın bir numaradan güzel bir SMS görmek&lt;br /&gt;-Geç çıktığın kafe katında sevdiğin sandeviçten kalmış olması&lt;br /&gt;-Akşama güzel bir plan olduğunu hatırlamak&lt;br /&gt;-Herşeyiyle Barış Manço :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8486949235094987480?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8486949235094987480/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8486949235094987480' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8486949235094987480'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8486949235094987480'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/06/pozitif-elektrik-290611.html' title='Pozitif elektrik 290611'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3898758945229369841</id><published>2011-06-28T09:43:00.003+03:00</published><updated>2011-06-28T10:27:34.932+03:00</updated><title type='text'>Zora koşanlar...</title><content type='html'>Tüm ilişkiler basma kalıp aynıdır. Oyun yüz yıllar önce yazılmış aslında, yalnız sinema daha icad edilmediğinden tiyatroya uyarlanmıştır. Nesiller boyu karakterler sürekli değiştiği için yorumlamaları değişiyor yalnızca yoksa metin hep aynı anlayacağın. Bu oyun o zamanın şartlarının çok ötesinde yazılmış da günümüze gelebilmiş ve hatta izleyicilerin de oyuna dahil olabildiği "interaktif" yapı da sırf bu şenlik için geliştirilmiş yoksa şimdiye çoktan tükenirdi nefesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak her bir oyuncunun kendi yorumunu çok farklı gördüğü, oyun başlarken "bu dünya tarihinde bir ilk!" manşetiyle reklamını yaptığı, ancak oyun bitip de evine gittiğinde tüm diğer eski oyuncular ile birlikte aslında aynı metni oynadığını fark ettiği bir oyun var ortada. İlişkiler üzerine yazılmış diğer tüm şarkılar,filmler ve ufak oyuncuklar bu büyük metnin belli bölümlerine referanslardan ibaret olunca haliyle kendi hikayenizden parçaları dışarıda gördüğünüzde "hah" diyorsunuz "işte benim yaşadığımı anlatıyor". Halbu ki hepimizin de yüz yıllardır yaşadığı sadece bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin aynı olduğunu en arkada oturan ve interaktif oyuna dahil olmayan seyirci bilebilir ancak ne haddine sesini sahneye yetiştirmek. Kim dinledi ki şimdiye kadar onu? Dinlese ne olacak yeni bir oyun var mı bu oyun kaldırılınca sahneden...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun aynı oyuncular farklı seyircilerde olaya ucundan kenarından dahil olunca aslında ilk yazıldığında çok temiz ve sonuca ulaşan bu hikaye yok yere dallanıp budaklanıyor. Çıkmazlara sapıyor bazen, açmazlara kimi zaman. Hayatın hali hazırda epey örselediği veya hiç dokunmayıp güçsüz bıraktığı oyuncular ise bu açmazlara katlanamıyorlar bazı bazı. Kısa kesiyorlar oyunlarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunun atmosferindeki bazı karakterler karşılarındakini olduğundan çok fazla görürken, bazıları hiç mi hiç kıymet bilmiyor hor görüyor ancak bir kere büyü bozuldu mu seyirciler o halden çıktılar mı kattiyen dönemiyorlar aynı ruha. Kimse tekrarları sevmez ki! Bazen eski ünlü oyuncular tekrar sahneye dönüp eski seyircilerinden kalanları yeniden heyecanlandırır ya hani. En fazla o kadar etkileyici olabilir tekrarlanan oyunlar işte. Eski görkemlerinin gölgeleri yalnızca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde oyuncular o kadar çok ve oyunlar kurmak o kadar kolay ki, kimse güvenemiyor da oyununa ya da gözleri hep başka oyunculara kayıyor. Kendi oyununa sahip çıkmak çok zorlarına gidiyor olmalı bunu anlayabiliyorum. Kusurları gözlerine batıyor ister istemez. Zaten kendi başına var olmak bu kadar zorken başkalarıyla var olmaya çalışmak korkunç bir uğraş oluvermiş.Hele insan kendisini bu kadar zor kabul edip sevebilirken, başkalarını oyuna dahil etmek çığrından çıkarıyor işi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlişkiler oyunu hiç kolay değil gerçekten. "İki kişi biribirini sevdi ve sonsuza dek mutlu yaşadılar" dile kolay! İki gönül bir olunca da bitmiyor iş illa araya hayat giri veriyor dinine yandığım. Aileler giriyor, ya para pul giriyor ya da yokluğu. 3 yaşında başına gelenler 33 yaşında eşine kötü davranmana sebep oluyor engelleyemiyorsun. Öyle ya da böyle zora koşuyorsun kendini ve karşındakini. Ancak sabırla sürebilir bu çağda ilişki oyunu güven bile imkansız neredeyse çünkü. Ancak karşılıklı ve danışıklı sabır huzur getirebilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlham notu: Bülent Ortaçgil - Bu su hiç durmaz... "Sen kendine önlemler aldın, ben kendime yasaklar koydum, bu su hiç durmaz..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3898758945229369841?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3898758945229369841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3898758945229369841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3898758945229369841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3898758945229369841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/06/zora-kosanlar.html' title='Zora koşanlar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-7140165960979452712</id><published>2011-06-26T01:16:00.001+03:00</published><updated>2011-06-26T01:19:10.370+03:00</updated><title type='text'>Pozitif Elektrik 260611</title><content type='html'>-Çok sevdiğiniz eski bir şarkının akla gelmesi&lt;br /&gt;-Her zaman geçtiğiniz bir muhitte bir seferindeki o şahane koku&lt;br /&gt;-Temiz ev&lt;br /&gt;-Duş aldıktan sonraki yeni nevresim takımı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-7140165960979452712?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/7140165960979452712/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=7140165960979452712' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7140165960979452712'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7140165960979452712'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/06/pozitif-elektrik-260611.html' title='Pozitif Elektrik 260611'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8744968783709294944</id><published>2011-06-26T01:10:00.002+03:00</published><updated>2011-06-26T01:16:05.198+03:00</updated><title type='text'>Negatif elektrik...The begining</title><content type='html'>Eskiden (piyasadaki her dergiyi okuduğum zamanlar) Kemik isminde bir dergiyi de takip ederdim. Burada "Negatif elektrik" isimli bir bölüm arada aklıma gelir. Konsepte göre hayata dair çok basit ancak kişiyi hakikatten rahatsız eden durumları okurlar paylaşıyorlar... Demin başıma gelen bir durumla arada sırada buraya bazı negatif ve pozitif elektrik durumları yazmaya karar verdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafanın arkasındaki başınızı duvara dayayınca canınızı yakan sivilce&lt;br /&gt;Tuvaletten sıçrayıp poponuza değen su damlası&lt;br /&gt;Sabah 9 da kalkıp öğlen 2 ye kadar bir türlü acıkmamak&lt;br /&gt;Uykuya tam dalacak gibiyken ışığın açık olduğunu fark etmek&lt;br /&gt;Ay sonu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8744968783709294944?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8744968783709294944/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8744968783709294944' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8744968783709294944'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8744968783709294944'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/06/negatif-elektrikthe-begining.html' title='Negatif elektrik...The begining'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5793229978771937647</id><published>2011-05-31T10:55:00.001+03:00</published><updated>2011-05-31T10:56:56.288+03:00</updated><title type='text'>"NE VERİMLİ AĞAÇMIŞSIN BE!"</title><content type='html'>Saim'in, kahvenin karşısındaki pembe boyalı evin kızına tutulduğu haberi de böyle karşılandı. Anahtar deliklerinden giren hava gibi, rüzgâr gibi her eve yayıldı. İçleri ısıttı, hayalleri günlerce oyaladı durdu. Günün on saatine yakın bir zaman Hacı Emin'in kahvesinde kâğıt oynayan Saim boyuna cumbada görünen, daha doğrusu biçimine getirip boyuna kendini gösteren o bir içim su kıza neden sevdalanmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunca oyunu kaybettiyse onun yüzünden. Olmayacak zamanda pencerede görünüp kaybolması yüzünden. Bir saatte tam üç kere entarisini değiştirmesi yüzünden. Yoğurtçu diye bağırıp yine de gözünü kahveden ayırmaması yüzünden. O kız olmasaydı, ya da evleri kahvenin karşısında olmasaydı, boyuna pencereleri açıp açıp kapamasaydı, Saim her oyunda ama her oyunda elin acemisine yenilip, adı gazoz ağacına çıkar mıydı? Bir gün yabancı biri gelmişti kahveye, oturur oturmaz garsona: “Evladım, çabuk bir gazoz bana yandım” demişti de, Saim'in arkadaşlarından biri, tabela İsmail yüzsüz yüzsüz gülmüş “Efendi amca” demişti Saim'i göstererek “gazoz ağacı burda, oyna bir el pişpiriğini iç gazozunu.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi kez kızar gibi olurdu bu sözlere, ta içinden bir ateş kalkar, bütün damarlarına yayılır, dövüşecek, kahvenin altını üstüne getirecek gibi olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi kez duymazdı bile. O vardı ya karşıda, karşı evde. Pencereyi açsın kapasın “Yoğurtçu” diye bağırıp kahveye baksın da, isterse her oyunda yenilsin, isterse gazeteler yazsın gazoz ağacı olduğunu, ne çıkardı! O ömründe o güne dek bilmediği öylesine bir duyguydu. Ne tuhaf, ne anlaşılmaz şeydi öyle, alıp yere çarpmış paçavraya çevirmişti onu. Daha görünmesine fırsat kalmadan, perdelerden biri kalkınca elindeki tüm kâğıtlar birbirine karışıyor, ne onluyu dokuzludan ayırt edebiliyordu, ne de kızı bacaktan. Rastgele vuruyordu kâğıdın birini yere. Vurdu mu da karşıdaki güm diye pişpiriği yapıştırıveriyordu. Ondan sonra kahkahalar, alaylar, bağırmalar… Bu arada kız görünüyordu. Saçlarını yeni bir biçimde yapmıştı. Bugün elbise değişmiş miydi? Düşünür, dalar giderdi. Derken ikinci pişpirik. Yeni kahkahalar alır, bağırılırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne verimli ağaçmışsın be” derlerdi.&lt;br /&gt;~~~&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahattin Kudret Aksal (1955 Sait Faik Ödüllü Hikaye)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5793229978771937647?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5793229978771937647/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5793229978771937647' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5793229978771937647'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5793229978771937647'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/05/ne-verimli-agacmissin-be.html' title='&quot;NE VERİMLİ AĞAÇMIŞSIN BE!&quot;'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4379764337856309950</id><published>2011-03-07T09:36:00.002+02:00</published><updated>2011-03-07T12:39:36.547+02:00</updated><title type='text'>Kedidir kedi..!</title><content type='html'>Bu özel bir fobi veya kendi kendime geliştirdiğim bir hassasiyet olabilir ancak son dört yıl içinde istenmeyen ziyaretçilere karşı oldukça tetikte uyuduğum bir gerçek. Konu mal kıymeti ya da kaybetme korkusundan çok öte çünkü daha önceden bir kere kapımın önünden bisikletimi ve daha kimbilir ne kadar çok ufak tefek eşyamı çaldırmışımdır. Burada beni tedirgin eden evde varlığından haberim olmadan birilerinin dolaşıyor olması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 yılının Aralık ayında tam da böyle bir olay başıma geldi ilk kez. O sene daha taze anneannemi kaybetmiştik. Onu kaybettiğimiz evde yaşayamayacağımıza kanaat getirip Küçükyalı'da çok sevimli bir eve taşındık. Olaydan üç gün kadar önce kardeşim Özberk apandist ameliyatı geçirmişti ve evde yatar durumdaydı. Annem benden yarım saat kadar önce evden çıkıp okula gidiyordu benimse sekize kurulu saatimin çalmasına 15 dk vardı. Baş ucumda dizüstü bilgisayarım ve onun üstünde de malı kıymetli bir arkadaşımdan aldığım hallice bir fotoğraf makinası duruyordu. Bir elin bu fotoğraf makinasını tutmasıyla yataktan fırladım. O kadar hızlı kalkmıştım ki gözümün bulanıklığı geçmemişti henüz ve odamın kapısının çarpılarak kapandığını ucu ucuna görebildim. İlk düşüncem bunu yapanın kardeşim olmasıydı ancak birkaç saniye içinde onun ameliyatlı olduğunu hatırlayarak kaçanın peşine koştum. Ben odamın kapısını açarken o sokak kapısını çarpmıştı. Ben sokak kapısını açtığımda ise o çoktan apartman kapısından fırlayıp gitmişti. Peşine koşacakken içerde yatan kardeşim aklıma geldi ve bırakıp o tarafa yöneldim. Şükür uyuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonrası klasik hikaye. Gelen polisler kaybolan eşyların tespiti (bir dizüstü bilgisayar,2 cep telefonu, benim cüzdanım, pantalonumun ceplerindeki biraz bozuk para) ve hırsızların izlediği yolun tartışılması. Biz İstanbul'lu diye gezeriz ortalıkta ama çocukluğumuzdan beri hep çok sakin semtlerde oturmuşuzdur.  Bırakın gece yatarken kilitlemeyi belki evden çıkarken bile kilitleme alışkanlığımız olmadı. Bu 1999 depreminde kilitli bıraktığımız kapıyı çilingirin 2.5 saat uğraşıyla açmasından da tevekkeli bir alışkanlık. O evin kapısının da çok eski ve aslında ne kadar kolay açılabilir olduğu da o zamana kadar dikkatimizi çekmemişti doğrusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kısımları geçersem biri(leri) güpe gündüz annem evden on dakika önce çıkmışken, ben ve kardeşim uyurken eve girmişler, Özberk'in baş ucundan dizüstü bilgisayarını ve telefonunu almışlar, benim odama gelip kapının arkasından motosiklet kıyafetlerimi çıkarıp mutfak zeminine sermişler ve ceplerini aramışlar. Tekrar odama gelip telefonumu ve cüzdanımı aldıktan sonra o(nlar) fotoğraf makinasına dokunana kadar uyanamamışım bile!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O günden sonra aylarca bana uyku haram oldu. Dışarıda kuş kanat çırpsa uyanıp sağa sola bakınır bir halde buldum kendimi. Çok gürültülü bir semtte yaşamıyorduk ancak illa her saat apartmanda aşağı yukarı hareketler. Alt kattaki otopark'a giriş çıkışlar beni sürekli tedirgin durumda bırakıyordu. Dört ay sonra da babamı kaybetmek sinirlerimi iyice yıpratmıştı doğrusu. Zaten 2006 senesi kazalar, ölümler ve ameliyatlarla geçimişti 2007 de hiç aşağı kalma niyetinde değildi doğrusu. Benim bu tedirgin uykularım hayatımıza Mayıs ayında giren kara kuru bir yaratık sayesinde biraz biraz hafiflemeye başladı. Dünya tatlısı köpeğim Serseri için daha önceden baktığımız bir sürü hayvanı(tavşanlar,kediler,köpekler,kaplumbağlar,kuşlar..) hep birilerine verme eğiliminde olan annemle bu kez epey bir kapıştık ve zaten tüm ihtiyaçlarını benim giderdiğim bu dünya tatlısı nihayet bizimle kaldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oğlum her kapıya birileri yaklaştığında o bebek halinde bile viyakladığı için bir süre sonra sadece onun sezgilerine güvenmeye alıştım. Sonuç olarak artık kendi özel biyolojik güvenlik sistemimiz vardı ve cüssesine bakmadan geceleri bizi o koruyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu rahatlığım 1.5 yıl sonra kendi evime geçene kadar sürdü. 2008 de iki arkadaşımın yanına taşındığım evde gece trafiği oldukça yoğundu bu da benim eski kötü alışkanlığımın geri gelmesine sebep oldu. Bursa'da büyümüş bu iki adamı İstanbul'da hele ki Şişli gibi merkezi bir yerde güvenliğe daha fazla önem vermeleri konusunda ikna etmek çok zor oldu. Öyle biz beraber yaşamaya başladıktan ancak altı ay sonra o da evimizin kapı kilidinin kırılmış olduğunu ancak kapıyı ben kilitli bıraktığım ve büyük ihtimalle hırsız iş üstünde yakalanmaktan ucuz kurtulduğu için içeri girilmesine ramak kalınmış olduğunu gördüğümüzde onları da kapıyı kilitlemeye alıştırabildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim bu tedirginliklerim, gecenin üçünde her kapıyı açanı yataktan zıplayarak karşılamalarım, ev arkadaşlarım ve onların misafirleri arasında hızla alay konusu oldu tabii ki. Ancak bu da değişecekti. Bu halde beraber geçirdiğimiz 9 ayın ardından ev sahibi ile anlaşamayıp hemen yandaki binaya taşındık. Herşeyiyle daha güzel olan bu ev biraz daha huzur verir diye düşünmüştüm ancak tedirginliklerim devam ediyordu. Ev arkadaşlarım hatta onların tüm yakın çevresi benim bu halimi iyice kanıksamışlardı artık. 2010 Şubat ayında tam "herşey oluruna vardı" diye düşünürken son bir olay daha patlak verdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanılmaz rüzgarlı bir gecede herkes evdeydi ve hatta arkadaşlarımdan birinin iki misafiri daha vardı. Gece vakti hava öyle bir patladı ki apartmanın en üst katındaki kontraplak malzeme uçarak sokağa arabaların üzerine düştü. Sabah uyandığımızda yanımdaki odada kalan arkadaşım şirkete ait iki cep telefonunu bulamadığını söyledi. Dolanırken odasının balkonuna çıktık ve manzara gerçekten aklımızı başımızdan aldı. Sokağa düşen kontraplağı fırsat bilen bir hırsız bunu arabaların üzerine koyarak bir rampa haline getirmiş ve arkadaşımın odasına dalmış. O anda evde olan 25 yaş üstü beş erkeğe rağmen uyuyan arkadaşımın baş ucundaki iki telefonu ve deri ceketinin cebinden cüzdanı ile pasaportunu almış. Yukarı çıkmasını sağlayan rampaya güvenememiş ve asılı olan çarşaflardan birini halat gibi aşağı sarkıtarak masalsı bir kahraman edasıyla kaçmayı da başarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu olayın üzerine öncelikle o balkona demir parmaklık yaptırdık. Hatta o arkadaşım bir daha odasının kapsını kitlemeden uyuyamaz oldu. Ben tabi yine aynı tavşan uykusu alışkanlığıma devam eder halde kaldım.Üçüncü arkadaşımız başka sebeplerle de olsa beş ay boyunca o evde kalmadı bile.Sene içinde ev arkadaşlarım ayrıldılar ve ev bana kaldı. Gece trafiği sakinleşse de benim gece psikozlarım halen devam ediyor ne yazık ki... Belki çok kayda değer bir yazı olmayacak bu ancak uzun süredir kafamı kurcalayan bu durumu uzun uzadıya paylaşmak istedim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4379764337856309950?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4379764337856309950/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4379764337856309950' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4379764337856309950'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4379764337856309950'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/03/kedidir-kedi.html' title='Kedidir kedi..!'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4552451392582594609</id><published>2011-02-17T10:36:00.002+02:00</published><updated>2011-02-17T11:06:29.034+02:00</updated><title type='text'>Gelecek planları..</title><content type='html'>Kariyer ve ilişkilere dair planlar hep araya girse de yok sayarsak aklımda çok uzun zamandır yapmak isteyip ertelediğim deneyimleri, görmek istediğim yerleri bir toparlamak istedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Motosiklet ile Karadeniz turu...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Motosikletçiler için haç ziyareti gibi birşeydir Karadeniz turu. Benim kadar uzun süredir bu işin içindeyseniz ve bilimum forum veya blogları takip ediyorsanız onlarca motorcunun yaptığı gezilerden binlerce fotoğraf karesine takılmışsınızdır. Sümela Manastırı'nı uzaktan gören köprüde fotoğraf çektirmek, yaylalarda yağmura yakalanmak, çok çok lezzetli mıhlamalar yemek, Hamsi köyünün bırakın hamsi balığını denizle bile uzaktan yakından alakasının olmamasına şaşırmak... Bu rotada tonla yapılacak şey var ancak her güzel gezi gibi zaman ve para istiyor. Motorunuza güven istiyor. Ancak en önemlisi kendinize güven istiyor.  Ben mesaili çalışan ve yıllık izin tarihlerini aylar öncesinden belirleyip uymak zorunda olan bir beyaz yakalıyım. Dolayısıyla böyle bir gezi için yanıma yandaş bulmam oldukça güç. İkinci bir motorcu ile çıkmak bu yol için oldukça kolaylık sağlayacak ancak sanırım artık gözümü karartmam lazım... Belki bir artçı kandırabilirim en azından...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dalış brövesi konusu...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Çok küçük yaştan beri su altına merakım büyüktür. 13-14 Yaşından beri babamın yazlığında zıpkınla dalardım, neredeyse hiç balık vuramasam bile o büyülü ortam beni hep çekerdi. Yıllar sonra yine bir motosiklet gezisi sırasında ilk "Deneme Dalışı" 'mı gerçekleştirdim. Bir türlü bu işe de para ayırmadığımdan ötürü "yıldız" diye tabir edilen brövemi hiç almaya yeltenemedim. Belki 20 kere brövesiz deneme dalışı yaptım ve hep bu işe ciddi olarak girmeye özendim. Biraz da Enduro yarışlarında olduğu gibi bu işe ekstra para akıtmam gerekeceğinden endişelendim sanırım. Serhat abi'mi "bana uygun bröve kursu" bulsun diye kaç kere aradım emin değilim ama her seferinde aynı sevinçle karşılayıp (sanki o gün başlayacakmışım gibi) sonra da beni bu hiç konuda sıkıştırmadı sağolsun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yurt dışı seyahati &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir motosiklet kullandığım için yurt içindeki hiç bir tatilimde uçağa binmek gereği duymadım. Saatlerce süren yollar, minimum kıyafet ve konfor bana hiç zor gelmedi ki hala da gelmez. Ancak uzun süredir aklımda kalan yurt dışına gidip bize hiç benzemeyen başka bir ülke görme isteği sadece uçak ile yapılabiliyor. Ayrıca pasaport ve vize işlemleri de her zaman gözümü korkutmuştur. Geçen sene İngiltere'deki bir arkadaşımı görmek konusunda heyecanlanalark nihayet pasaport adımını hallettim. Ancak sonradan aramız bozulduğu ve araya başka konular (kariyer ve ilişkiler aynı anda) girdiği için bu arzumu gerçekleştiremedim. Arjantin Tango'sunda ilerleme kaydettikçe yurt dışında bir festivale konuk olma fikri git gide daha çok cezbederken beni bu sene yeni bir ihtimal de çok heyecanlandırdı doğrusu. Berlin'de 9-12 Haziran'da yapılacak bir festival bana pek çok hayalimi aynı anda gerçekleştirme fırsatı verecek. Tabi fırsat bedava değil ancak bu yaz elimde bu imkanların olabileceğine inancım tam. Kısmet olursa planım şu şekilde. Mart ayının başında kendimi biraz sıkıştırmak pahasına Haziran için gidiş dönüş uçak biletimi 3-13 tarihlerine alıyorum. Nisan'da yıllık izinler belirlenir belirlenmez vize işlemlerine girişiyorum ve eksiklerimi tamamlıyorum. Planım festivalden önceki 3-4 günü Berlin'de hiç kalmadan Amsterdam'a geçerek orada geçirmek. Sonra dönüp Berlin'i de mümkün olduğunca gezerek festival'e katılmak. Son 4 günü festival ile geçirip 13 ünde Istanbul'a dönmek ve bu tatlı tatili sonlandırmak. Kendimi bildiğim için bu işe ne kadar para ayırırsam o kadar para harcayacağımı da çok iyi biliyorum. Sırf bu yüzden ileriye borç bırakmadan bu işe ne kadar para ayırabilirsem şimdiden ayıracağım... Böylece hem görmeyi çok istediğim iki yabancı ülkeyi görmüş, yabancı bir ülkede Tango yapmış, Avrupa'da dolaşmış ve ilk kez motosikletsiz kendi kendime bir tatil yapmış olacağım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüp dolaşıp aklıma düşen bu üç ana hayalimin en az ikisini bu seneye sığdırabilmek istiyorum. Diğer ufak tefek aklıma gelip de ertelediğim şeyler araya girmeden bu planlarımı başarıya götürmek hakikatten çok zor ve keyifli olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4552451392582594609?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4552451392582594609/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4552451392582594609' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4552451392582594609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4552451392582594609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/02/gelecek-planlar.html' title='Gelecek planları..'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6535712079793714651</id><published>2011-01-27T09:34:00.004+02:00</published><updated>2011-01-27T09:39:54.769+02:00</updated><title type='text'>Bekleyiş...</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/TUEgN4EhKqI/AAAAAAAAAPc/y9EhzwvnA1o/s1600/27012011392.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 300px; DISPLAY: block; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5566766037168368290" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/TUEgN4EhKqI/AAAAAAAAAPc/y9EhzwvnA1o/s400/27012011392.jpg" /&gt;&lt;/a&gt; İsmi belli olmayan bu çok karakterli arkadaşım her sabah Yıldız IETT durağında taksi bekliyor :) Evet duraktakiler otobüs, durağın az gerisindekiler minibüs beklerken, bu arkadaşım her gün inanılmaz bir ciddiyetle taksi bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksi gelince tabi arka koltuğa kurulup "Bebek!" demiyor, başlıyor bağır çağır kovalamaya. Önüne gelmeyen arkasındaki çevre yoluna sapan taksilere ise pis pis bakmakla yetiniyor. Görev bilinci yüksek bu arkadaşımın büyük sorumluluğu halkı toplu taşımaya sevk etmek sanıyorum. Kendisini çok seviyor canı gönülden kutluyorum :)&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6535712079793714651?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6535712079793714651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6535712079793714651' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6535712079793714651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6535712079793714651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/01/bekleyis.html' title='Bekleyiş...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/TUEgN4EhKqI/AAAAAAAAAPc/y9EhzwvnA1o/s72-c/27012011392.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4705134616053639115</id><published>2011-01-26T10:21:00.002+02:00</published><updated>2011-01-26T10:24:03.242+02:00</updated><title type='text'>Bu haftaki Bebek Kafası'ndan</title><content type='html'>Vedat Sakman abim anlattı, Bodrum'da yaşayan Yavuz adlı mimar arkadaşı, arabasında üç kızla gecenin bir vakti Bitez'e doğru gidiyor. Kafalar iki milyon. Bitez de yalısına varmadan gringo, jandarma durduruyor bunları: Alkol kontrolü. Yavuz diyor ki: " Hocam, hiç uzatmayalım, aşırı alkollüyüz, kızlardan birini vereyim sana, tatlıya bağlayalım!" Jandarma şok yaşarken, sen üç kız in arabadan, "Beni al,beni al!" diye jandarmanın yanında peri kızı gibi oyna!..."Aman abi, başımı belaya sokmayın, hadi gidin yolunuza" demiş jandarma.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4705134616053639115?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4705134616053639115/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4705134616053639115' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4705134616053639115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4705134616053639115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/01/bu-haftaki-bebek-kafasndan.html' title='Bu haftaki Bebek Kafası&apos;ndan'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-2409005170194452924</id><published>2011-01-18T16:11:00.005+02:00</published><updated>2011-01-18T16:22:01.681+02:00</updated><title type='text'>Across the universe</title><content type='html'>Bir çeviri denemesi (Türkçesi güzel olabilecek şarkı sözü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Words are flying out like&lt;br /&gt;endless rain into a paper cup.&lt;br /&gt;They slither while they pass.&lt;br /&gt;They slip away across the universe.&lt;br /&gt;Pools of sorrow waves of joy&lt;br /&gt;are drifting thorough my open mind.&lt;br /&gt;Possessing and caressing me.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kelimeler kağıt bardakta sonsuz yağmur gibi uçuşuyor.&lt;br /&gt;Geçerken gizleniyor ve kurtuluyorlar evren boyunca.&lt;br /&gt;Hüzün havuzları, keyif dalgaları açık zihnimde sürüklenirken&lt;br /&gt;sahip çıkıyorlar bana, okşuyorlar beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Aslen: Beatless, Favori Yorum:Fiona Apple)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-2409005170194452924?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/2409005170194452924/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=2409005170194452924' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2409005170194452924'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2409005170194452924'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/01/across-universe.html' title='Across the universe'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4113881818909215420</id><published>2011-01-18T11:04:00.003+02:00</published><updated>2011-01-18T12:41:52.623+02:00</updated><title type='text'>Kötü adamlar cici kadınlara karşı</title><content type='html'>Nuri Alço'yu hatılarsınız. Çok eski olmayan ancak yine de benim neslime eski gelen Türk filmlerinde çok meraklı, çok toy ve saflığına çok düşkün olmasına rağmen yeniliklere de oldukça açık bir çok genç kızı haplı gazoz olsun, sek viski olsun punduna getirirdi ve bir sonraki sahnede bu kızları Nuri Abinin uyanmalarını sigara içerek beklediği beyaz otel odası yatağında veya yine aynı yatakta tek başlarına çırıl çıplak bulurduk. (Tek uyandıklarında otel paralarını da onlar ödüyorsa çok fena)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim neslimin genç kızları ve bu genç kızların cefakar anneleri bu filmlerle piştikleri için böyle adamlara hiç mi hiç pabuç bırakmazlar. Özenle seçtikleri temiz! barlara gittiklerinde bile etraflarında yakın arkadaşları olur ya da en azından bilirler başlarına gelebilecekleri. En kötü kolay atlatırlar bildikleri bu tehlikeleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son günlerde kafamı kurcalayan bu cici kızlarımıza musallat olan diğer kötü adamlar. Niyetleri belirsiz ancak aksini söyleseler de kesinlikle "ciddi" değil. Samimiyetlerinden samimiyetsizlik damlayan bu adamları ayıklamak ne yazık ki yine benim neslimin "cici kadınları" için oldukça güç. Yaşıtım cici kadınların ne yazık ki mutluluk ve huzur arayışı artık daha gerçekçi ve ellerinde tuttukları bir miktar huzurun kaçmasından öylesine korkuyorlar ki, kötü adamların taşkınlıklarına göz yummak zorunda kalıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyeti ciddi olmasa da belli ve en azından motivasyonu samimi, ayrıca kadın(lar)ına düşkün hemcinslerimi , ki siz onlara "sevgilim,kocacım veya çapkın" diyorsunuz, bir kenara ayırabilirsem hayatından memnun olmayan, özel veya kamusal hayatlarında tatmin bulamayan kötü adamlar aslında hepimiz için en basitinden bir sinir harbi riski taşıyorlar. Bazı kadınlar ' "kötü kadınlar" yok mu? ' diye bu tek yönlü incelememi yetersiz bulabilirler. Ancak siz nerelisiniz bilmiyorum ama benim geldiğim yerde kadınlar erkekleri sarhoş edip köşelere sıkıştırmıyor ya da ofis mutfağında manasız el şakalarıyla rahatsız etmiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kötü adamların türlü türlüsü mevcut aslında. Kimisi alakasız bir sohbette "sevişirken de aynı böyle olmuyor mu?" diye ne kadar samimi! olduğunu vurgularken, başkası siz 5 dk uzağa gittiğinizde sevgilinize neden daha olgun veya daha genç erkeklerle birlikte olması gerektiğini anlatabiliyor. Sizi tamamen görmezden gelerek "merhaba" bile demeden direk sevgilinize yalap şap bir şekilde yapışan aslında samimi arkadaşı olmadığını bildiğiniz bazılarına ise tahhammül hakikatten çok güç. Peki neden tahammül etmeliyiz(m) bu samimiyetsiz samimi dış mihraklara? Artık yanımızdaki kadınlar Nuri Alço filmlerindeki toy kızlar değiller de ondan! Aksine gayet hayatta kendilerince tecrübeler yaşamış ve bir çok zorlu sınavdan geçmiş kadınlar bunlar. Hava baloncuğunda büyümüş bile olsalar illaki dünyanın bazı çirkinliklerinden haberdarlar aslında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki problem nedir? Neden koruyamıyorlar bizim cici kızlar! kendilerini bu kötü adamlardan? Öncelikle kendisinde bu aşırılığı yapacak cesareti ve öz geçmişi bulan kötü adama bakmak lazım aslında. Bu adamlar bulunduğu ortamlardaki herkes tarafından sevilmese de bir şekilde &lt;strong&gt;lazım!&lt;/strong&gt;, çoğunluk tarafından "katlanılıyor" olsa bile genel kalabalık içinde &lt;strong&gt;eğlenceli!&lt;/strong&gt;, bize göre haksız sebeplerle bulunduğu pozisyona getirilmiş olsa bile gayet &lt;strong&gt;yetkili!&lt;/strong&gt; olabiliyorlar. Bizim cici kız bu durumda çaresiz kalıveriyor gibi. Adam bulunduğu ortamda birileri tarafından isteniyor ve bizim kız "git" diyemiyor. Önceden farklı yanaştığı insanları rahatsız etmediği için cici kızın kötü adam hakkındaki tüm negatif eleştirileri muhtemelen "allah allah o da keyifli adamdır halbu ki" şeklinde karşılanacak. Hele söz konusu kötü adam, bizim cici kızın kariyeri hakkında söz sahibi ise ve bu kız kariyerinin o ana kadar ki oluşumuna güvenemiyorsa adamın sınır tanımaması çok muhtemel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer herkesin yanında durabileceği veya değer verdiği ilişkilerini bozabilecek bir kötü adam tarafından alenen taciz edilmek, hiç kimseye özel bir motivasyon vermeyi amaçlamadan sadece o gün fazla kısa! etek giydi veya ekstra süslendi diye önceden onu fark etmeyen kötü adamlar tarafından ezici veya yüceltici ama aslında rahatsız edici yorumlar almak, laf arasında ağzının üstün körü yoklanmasıyla bariz ve seviyesiz tekliflere maruz kalmak, kendine göre "hayır canım kesinlikle aramızda öyle bir iletişim yok" diye sevgilisine telkinde bulunduktan bir süre sonra aynı kişi tarafından rezil edilmek... Bunlar bizim cici kadınların başına geldiğinde muhtemelen sessiz kalmayı tercih edecekleri, huzurlarını korumak adına sineye çekecekleri durumların sadece bir kaçı. Elbette her kadının limiti bu konuda da farklı ve kısmetse bir noktada artık bazılarına "dur" diyebileceklerdir ancak umalım ki iş işten geçmiş olmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki bu cici kadınların birlikte olduğu jönlerin durumu ne olacak? Bazı kötü adamlar o kadar arsız ki bu eylemleri jönlerin yanında bile gerçekleştirebiliyorlar ya da en azından olayın ertesinde cici kadın tüm sadakatiyle jönüne olayın detaylarını anlatıyor. Bu noktada sinir harbi ve sabır savaşı aynı anda patlak veriyor işte. Önü alınamaz bir öfke size suçlunun cezalandırılması gerektiğini haykırırken, sabrınız bunun yanlış olduğunu, sizin varlığınızda kendini koruyamayan kadınınızın sizin yokluğunda bu tehlikelere ne kadar açık olabileceğini telkin ediyor size . Bazı jönlerin sabır eşiği o kadar düşük ki her benzer tehditte kuduz köpeğe dönerek etrafa saldırmaya başlıyor. Kadınını küçük düşürmesi bir yana(bazı kadınlar bunu sevebilir bile!) bu hali ancak iki sonuca yol açabilir, ya artık kadını kendinden birşeyler saklamaya başlayacaktır ve bizim neslimiz annelerinin hep üstlendiği tampon görevine erken başlayacaktır ya da bu öfkeyi kendi keyfine göre yönlendirmeye çalışarak hastalıklı bir yol seçecektir. Kendi yorumum bu ancak bu tür dış etkilerde çözümü sürekli jönünün öfkesinde veya tepkisinde bulan kadın hakikatten bir çok yönden eksik bir bireydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memeli erkeklerin üreme iç güdüleri doğa da ne kadar kuvvetliyse, kadınların da beğenilme iç güdüsü türünün devamlılığını sağlamak adına bir o kadar kuvvetlidir. Benim neslimdeki her kadın kuyruk tüylerini sonuna kadar açan tavuz kuşları gibi gezmese de eminim onların da bu doğal güdünün kırıntılarına sahiplerdir. Benim neslimdeki olgun kadın artık etrafa yaydığı elektrik kadar etraftan topladığı ilgi ve alakayı da süzebilmeli, gerektiğinde engelleyebilmelidir. Tedbirlerini önden alır ve diğer tecrübelere de kulak verirse aslında hiç zor durumda kalmasına gerek bile olmayabilir. En kötü durumda bile bu olay başına gelmiş ve iş işten geçmişse bunun tekrarlanmaması için daha dışa dönük ve kendinden emin olmayı başarmak zorundadır. Genelde pozitif durumlar için düşünülse de bu durum kadının başına bir kere geldiğinde şanssızlık, ikinciye vuku buldğunda tesadüf ancak üçüncü kez tekrarında kesinlikle istikrar halini almıştır. Kadın her ne kadar bu durumdan rahatsız olduğunu defalarca vurgulasa da ya beyninin bununla savaşabilecek kısmını tamamen kapatmakta huzur bulmuştur ya da bu durum zaten kendisinin de içten içe kabullendiği ve kontrol etmeye çalıştığı ancak arada dozunu tutturamadığı bir hale gelmiştir. İki durumda da bu durumlara tahammül etmeye çalışan jön bir süre sonra illaki salak durumuna düşmeye mahkum olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aile ve arkadaş kisvesinde, ekonomik ve sosyal engeller halinde hatta kendi iç savaşlarımızın yaraları şeklinde bir çok dış ve iç mihrak bizim çok zor elde ettiğimiz mutluluklara göz dikmişken bir de bu samimiyetsiz samimi hatta sinsi kötü adamlar çıktı başımıza. Sen! bizim kızlara güç ver.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Biterken Yolda_Cilli Güzelim(Akustik) çalıyordu... Bu grubu herkese tavsiye ederim!!!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.yoldamuzik.com/"&gt;http://www.yoldamuzik.com/&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4113881818909215420?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4113881818909215420/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4113881818909215420' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4113881818909215420'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4113881818909215420'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/01/kotu-adamlar-cici-kadnlara-kars.html' title='Kötü adamlar cici kadınlara karşı'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5040104091102361175</id><published>2011-01-03T15:55:00.006+02:00</published><updated>2011-01-04T11:36:10.335+02:00</updated><title type='text'>Ne zaman geldin ruhum?</title><content type='html'>Bağırsam sesim gelir mi? Gelirse sana coşku dolu mu olur yoksa rüzgarın kulağına çaldığı bir yanılsama gibi mi? İnan şimdi hiç bilemiyorum. Ancak eğer ben kötü bir alışkanlıktan ibaretsem ve şu anda sana sesleniyorsam beni dinlemekle iyi edersin gibime geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hayatı ben yaşıyorum her halukarda. Önce alışkanlıklar ediniyorum sonra çok alıştığımda bu alışkanlıkları yadırgıyorum. "Başka alışkanlıklarım şimdi nerelerde?" diye sorup duruyorum kendime. Çok sevdiğim o dostum şimdi nerede? Hala bana küs mü? Dün tanıştığım arkadaşım beni kaç kere aklına getirdi acaba bugün? Eski sevgilim beni bir daha ne zaman arayacak? Bana ne soracak? Cevap verebilecek miyim? Kızgın, kırgın mı olacak yoksa soğuk ve uzak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boynum üşüdüğünde giymeyi sevdiğim boğazlı kazağımı tam bundan bir sene önce ölen yavru kızımı veterinere götürürken kullanmıştım ve beraberce çıktılar hayatımdan. Kızımı kendi kendine değil de bu kazak aklıma geldiğinde özlemem ve hatırlamam akıl alır şey değil. Ondan bile eski bir alışkanlıkla hatırlıyorum bir sene önce delicesine sevdiğim bir varlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eskiden şu da yoktu beriki de öyle ve şimdi onsuz olamıyorum bile, bu kadar hızlı mıyım ki ben bu uyum sağlama çağında? Başkaları nelere ne kadar hızlı uyum sağlıyor ya da geride kalıyor, bilemiyorum hiç. Uzay zaman devamlılığında yalnız başına bir sünger gibi çekiyorum içime yepyeni hallerimizi. Bazılarının içinden geçip giderken benim özüme katılıyor gibiler adeta. Hatırıma gelince taptaze çıkarıyorum afallıyor dostlarım, korkuyorlar hatta. Bunun bir sonu olmalı, uzayda kapladığım mekan git gide artıyor zira. Uzayda mekan çok ama bedeli de bir o kadar yüksek olabilir. Yine de kapladığın zaman'ın bedeline yetişemez bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sanırım alışkanlıklara bunun için sahip çıkılıyor bu kadar. Yeni alışkanlıklar zaman alıyor, e masraflı dolayısıyla. O zaman hiç bulaşmamak en iyisi. Ben şimdilik gençliğin verdiği hovardalıkla elimde bol olan bu zamanı ve mekanı biraz da müsrifçe harcıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni alışkanlık haline getirenlerin kalplerini kırsam da bazen, bu vicdanı da sırtıma yükleyip yürümeye devam ediyorum ben. Ruhumsa peşimsıra geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biterken "Pixies_Where is my mind?" çalıyordu...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5040104091102361175?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5040104091102361175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5040104091102361175' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5040104091102361175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5040104091102361175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2011/01/ne-zaman-geldin-ruhum.html' title='Ne zaman geldin ruhum?'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-1527651215445185959</id><published>2010-05-04T14:21:00.004+03:00</published><updated>2010-05-04T15:01:39.489+03:00</updated><title type='text'>4 Ay Sonra</title><content type='html'>Yine büyük bir aranın ardından kendi bloguma utanarak mı yazı yazıyorum ne? İnsan kendi yarattığı birşeyden utanır mı? Çok damarıma basarsa kaldıramaz mıyım bu sayfayı yayından? Dahası şu anda şuursuzca kime göz dağı veriyorum ben? Kendime? Sana? Amerikadaki bir bilgisayarın birkaç yüz megabyte'lık belleğine mi yoksa?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her kimeyse çok komik bir serzeniş ama yuvarlamam gerekirse 4 ay içim birşeyler anlatacak coşkuyla dolamamış bir türlü. Bunun sebebi sanırım Tango. Çok keyifli bir hobi olarak başladığım bu dans önce çok dolu ve doyurucu bir tutkuya ardından da kendimi ifade etmenin çok keyifli bir yöntemine dönüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fark ettim ki yazarak, şarkı söyleyerek, gözüme kestirdiğim 2-3 metre yüksekteki bir levhaya sıçrayarak dokunurken, bir sahaftan kitap seçerken veya bir kadının kalbine girerken eğer ki bunu kendimi ifade etmenin bir yolu olarak görüyorsam bunu ne kendime, ne sana, ne de ota böceğe yöneltiyorum. Tüm bunları tam ortaya, yaşamın göbeğine veya evrenin merkezine itaf ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tangoya başladığımdan beri çok şey hızla değişti. Hatta haftalık bazda değişmeye devam ediyor. Ben değişirken ve birçok çevreden insanlarla tanışırken dans ettiğim insanlar,ruh halleri ve günlük dertler de o kadar çok değişiyor ki her kadınla her dans çok farklı bir şarkının çok farklı bir yorumuna dönüşüveriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En basiti olarak tangoya başladığımda sadece kendimi düşünecek kabiliyetim vardı. Bilgisayara komut girer gibi enerjiyi kadına hissettirip tepkilerini gözlemliyordum sadece. Zaten başında beni tangoya bağlayan bu matematiksel hissiyattı. Artık durum çok değişti. Geldiğim seviye bir çok usta dansçın yanına bile yaklaşamasa da artık o ana kadar hiç tanımadığım bir kadına haz vermenin şahsi keyfini yaşamak sonra da kendi yolumda yürümeye devam etmek gibi bir lüksüm var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlarda fark etmeye başladığım bir gelişme ise gerçekten benim aklımı başımdan alıyor. Artık müziğin çok yavaşladığı veya durduğu yerlerde partneri tutuşuma göre onun kalp atışlarını duyabiliyorum. Bunu elinden,ayağından veya en çok temas edilen şakaklarından değil bizzat göğüs göğüse dokunurken kaynağından duyabiliyorum. Bazıları yavaş bir dansın sonunda gayet ritmik bir melodi fısıldarken, bazı durumlarda kalıbından fırlayacak gibi bağıra çağıra bana dansımın ne kadar coşkulu olduğunu anlatmaya çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun dışında hayat biraz karışık biraz dramatik ve her halükarda çok gerçekçi olarak gelişmeye devam ediyor. Her noktada önüne geçemediğim bazı hislerin esiri olmaya, tadına doyamadığım şeyleri sabırsızca bozup kırmaya, sonra da sakin limanların özlemini çekmeye devam ediyorum halen...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yuvarlanıp gidiyoruz nazar değmesin :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Biterken Levent Yüksel_Bu Gece Son çalıyordu)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-1527651215445185959?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/1527651215445185959/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=1527651215445185959' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1527651215445185959'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1527651215445185959'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2010/05/4-ay-sonra.html' title='4 Ay Sonra'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-7705205047254778281</id><published>2010-01-04T11:24:00.002+02:00</published><updated>2010-01-04T11:29:28.900+02:00</updated><title type='text'>Güle güle Kızım...</title><content type='html'>Sana iyi bakamadım biliyorum. En iyi şekilde beslemek iyi bakmak değilmiş. Hayatımın yeterli kısmını adayamadım sana ,çok yalnız bıraktım biliyorum. Başka kedileri severken hep evde yalnız olduğun gelirdi hatrıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara da emanet etmemeliydim seni benimdin sen bana bel bağlamıştın. Çok ani oldu hepsi gibi. Yapabilecek şeyler vardı zamanında yapsaydım belki içim daha huzurlu olurdu ama seni yanımda tutmaya yetermiydi bilmiyorum. Anneannemi, babamı ve seni pişmanlıklarla uğurluyorum. Çok mu bencilim yoksa kendimi olduğumdan çok mu fazla görüyorum bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni çok seviyorum kızım sen bunu biliyorsun...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-7705205047254778281?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/7705205047254778281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=7705205047254778281' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7705205047254778281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7705205047254778281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2010/01/gule-gule-kzm.html' title='Güle güle Kızım...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4181135342564653356</id><published>2009-11-29T12:16:00.001+02:00</published><updated>2009-11-29T12:18:01.416+02:00</updated><title type='text'>Sıkıntılı tavuk...</title><content type='html'>Bursa garajında bir&lt;br /&gt;tavuk var tek başına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çamur içinde...&lt;br /&gt;Nasıl sefil bir halde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüslerin altında&lt;br /&gt;insanların arasında&lt;br /&gt;dolanıp duruyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4181135342564653356?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4181135342564653356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4181135342564653356' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4181135342564653356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4181135342564653356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/11/skntl-tavuk.html' title='Sıkıntılı tavuk...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-636012425695599123</id><published>2009-11-20T12:11:00.003+02:00</published><updated>2009-11-20T13:37:54.331+02:00</updated><title type='text'>Gönlümüzü dağlayan şarkılar...</title><content type='html'>Unutturum. Biliyorum yaparım bunu yapabilmiştim çünkü. Bir de şu şarkıyı hiç bilmeseydim keşke. Aklıma gelmese ikide bir canım çekmese dinlemeyi daha da çabuk unuturdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok tehlikeli bu şarkılar canımın içi. Belki hiç yaşamadı senin yaşadıklarını bu şairler ancak ne de güzel anlatmışlar. Tıpkı senin halin! Ya da sana öyle geliyor da olabilir, ben bunu bilemiyorum sana baktığım yerden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrensel bir klişedir böyle bir şarkıyı içki masasında duyunca oluşan "sevgiliyi arama isteği." Aramanı engelleyecek sağlam bir dostun yoksa yandın. "O" da duygulanmışsa ve sana karşılık verecekse hepten yandın be canımın içi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu derdine çare olamayacağım bunu biliyorum ancak benim için birşey yaparsan bu şarkıların etkisini tersine çevirmenin bir yolunu öğretebilirim sana. Anlatayım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle sevdiğine çok kızacaksın. Ayrılığın kabahatlisi sen bile olsan onu her düşündüğünde bu negatif taraf da aklına gelmeli. Bunu yapabilirsen işin çok kolay. Şimdi seçeceksin sana onu hatırlatan şarkıyı yalnız çok dikkat et bu mutlu bir şarkı olmasın sakın. Mutlu şarkıda onu kötü düşünüp manik depresif hallere girmenin zamanı değil şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen hüzünlü bir ayrılık şarkısı seç. Öyle bir şarkı olsun ki hem özlemini kabartsın hem de şarkının içinde bol bol sitem olsun. Şimdi düşün onu hem de doya doya. Evet! Güzel! Şimdi de nefret et!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En mutlu anında surat yaptığı için nefret et ondan. Seni çok sevmiş de olsa gösteremediği için tiksin! Çok özendiğin veya çok uğraştığın bir emeğine gerektiğince tepki veremediği için küs onunla. Yıkıldığın bir anında yanında değil diye bağır çağır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra kapat hepsini açık kapıların. Oh! de benim için. Nasıl da hayırlı olmuş bu son! Şimdi bırak gitsin. Şarkı biterken ruhunun bu kısmı dağlanıp körelsin, izin ver buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk Levent üstüne Dido dinle pazartesi sabahına birşeyciğin kalmaz canımın içi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-636012425695599123?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/636012425695599123/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=636012425695599123' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/636012425695599123'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/636012425695599123'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/11/gonlumuzu-daglayan-sarklar.html' title='Gönlümüzü dağlayan şarkılar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-1278423115222912289</id><published>2009-10-26T15:12:00.001+02:00</published><updated>2009-10-26T15:13:44.606+02:00</updated><title type='text'>“Bugün Pazar”</title><content type='html'>Bugün ilk defa güneşe çıkardılar beni.&lt;br /&gt;Ve ben ömrümde ilk defa güneşin benden bu kadar uzak&lt;br /&gt;gökyüzünün bu kadar mavi&lt;br /&gt;bu kadar geniş olduğuna şaşarak                                     &lt;br /&gt;kımıldanmadan durdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                  N.Hikmet...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-1278423115222912289?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/1278423115222912289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=1278423115222912289' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1278423115222912289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1278423115222912289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/10/bugun-pazar.html' title='“Bugün Pazar”'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5457252069412558853</id><published>2009-10-23T11:53:00.003+03:00</published><updated>2009-10-23T11:56:24.535+03:00</updated><title type='text'>GİT!!!</title><content type='html'>Ben seni mi sevdim?&lt;br /&gt;Kendimi sevdim kendimi...&lt;br /&gt;En fazla istediğim sendin&lt;br /&gt;Ama sevmedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suçluyum senin de kendini sevip&lt;br /&gt;Beni istediğin kadar suçluyum&lt;br /&gt;Kendimden verebildiğim kadar da hafif yüküm&lt;br /&gt;Bedenin kadar ağır...&lt;br /&gt;Hesap vermekten kaçamayana kadar&lt;br /&gt;Görmesin seni gözüm...&lt;br /&gt;GİT!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5457252069412558853?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5457252069412558853/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5457252069412558853' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5457252069412558853'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5457252069412558853'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/10/git.html' title='GİT!!!'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6751347964038162335</id><published>2009-10-23T11:51:00.001+03:00</published><updated>2009-10-23T11:53:17.399+03:00</updated><title type='text'>Bu ay gideceğim oyunlar...</title><content type='html'>Tekrar Çal SAM!&lt;br /&gt;Bekleme Odası&lt;br /&gt;Bozuk Düzen&lt;br /&gt;Gizli Oturum&lt;br /&gt;Tarla  Kuşuydu Juliet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6751347964038162335?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6751347964038162335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6751347964038162335' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6751347964038162335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6751347964038162335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/10/bu-ay-gidecegim-oyunlar.html' title='Bu ay gideceğim oyunlar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-2896538426371038859</id><published>2009-10-16T09:36:00.005+03:00</published><updated>2009-10-16T09:38:16.111+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;All days and one night lay on my bed.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;The way your golden locks spread&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Take me in to your aura with the smile&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Hold me there with the smell&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Savage fire burns me within&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Feeling my blood run under your skin&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Oh sweet woman, oh my goddes&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Let me worship you one more time&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Take me the same way again...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;I'm all yours to scorch me &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Harder to play your game don't you see?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Slaved to your rules&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Chained to your voice&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Enchanted with your glare&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Flavor fading in my mouth&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Arial;font-size:85%;"&gt;&lt;span class="534152006-16102009"&gt;Waiting for my queen come back to me...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-2896538426371038859?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/2896538426371038859/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=2896538426371038859' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2896538426371038859'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2896538426371038859'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/10/blog-post.html' title=''/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3401016406149080291</id><published>2009-10-02T12:01:00.002+03:00</published><updated>2009-10-02T12:58:31.351+03:00</updated><title type='text'>Çöp adamlar ve kadınlar...</title><content type='html'>Dünyaya yalnız geliyoruz. Neyse ki geldiğimiz andan itibaren kalabalıklar ve kitlelerle sarılı buluyoruz kendimizi de hayat bize yalnızlığımızı ve bireyliğimizi hatırlatana kadar epey bir zaman geçmesi gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kişiler deryasından insan parçalarını düzenli düzensiz bir araya getirerek bir kolaj oluşturuyoruz ki bunlar bazen bir bütünü tamalayan bazense sadece tek başına güzel görünen parçalar oldukları için giriyorlar sanat eserimize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada gösteriyor insan faktörü boyadan ve kağıttan farkını. Zira çürür beden bozulur. İnsan bedeni ağırdır,çürümeye de mahkumdur ve ne korkunç bir yüke dönüşür. Kolajından çıkarmaya çalışsan illa birşeyler bırakır hatta hamurunu bozar hayatımızın. Temizlenmez ve temizlenmedikçe zorlaşır çıkarması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben işte bu insan çöplerinden çok yoruldum. Zorla mı duruyorlar hayatımda? Elbette hayır! Zamanında iyi niyetle,eski günlerin özlemiyle, bir iki saçma ortak hatırayla poh pohladığımız bu çöp insanlar git gide hayatımızda vaz geçilmez bir yer aldıklarını sanıyorlar. Yahut daha fenası biz onları öyle görmeye başlıyoruz. Halbuki yalnız gelmiştik...Ne değişti şimdi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç düzine filozof bir o kadar da sanatçı veya ruh bilimci yüzlerce sebep sıralayacaktır bunlara. Yalnızlık fobisi, asosyallik korkusu, dışlanma korkusu... Kaldı ki bunlar sadece meşhur olanların sözleri de değil. Sabah programlarını telefonla arayanlar bile bunun farkında. Biz de çok iyi biliyoruz hayatımızdaki bu artık insanların, bize hiç bir fayda getirmediğini ve kafamızda gereksiz yer tuttuğunu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En çok ilişki artıklarından çekiyorum çilemi ben. Kafamda uzun zaman önce kesip attığım ama yine de bir şekilde hayatıma dokunmayı başarabilmiş onlarca yüz. Pek çoğuna ben ilişmesem aylarca haber alamayacağım hatta ama yine de bir yerde şeytan dürtüyor çıkıveriyor elimden numaralar. Bir şarkı bir kokuyla tekrar ateşlendiriyor hafızamı. Tilkiler dolanmaya başlıyor ve arı kovanı işliyor. Boşa tabi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu haller insanı kendiyle de çeliştirir ve kendinizi iki yüzlü bile sanabilirsiniz hatta iyi gün dostu. Arkadaşlarınla geçirdiğin iki haftalık bir tatilde hayatta aklına gelmezler de bir bayram sabahı yalnız bir güne uyandığında dank ediverirler. Hemen telefona sarılmazsan kesin hayatına yeni giren çok daha az eğlenceli birilerine sarılırsın. O zamanda bu kişilerin zoraki senin hayatına soktuğu kendi çöplerini karşılamış olursun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her halukarda önce can gelecek. İnsan kendini sevecek ve gerçek dostlarını yalnız bırakmayacak. Yine de değişecek insan, öncelikleri,dostları değişecek çevresi ve sevdikleri de. Bu süreçte çürüyen ilişkilerin kokusu çıkmadan zamanı gelecek kurtulmanın da...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her insan yalnız doğar. Senin çöpün başkasının hazinesi hatta çöpün kendi dünyasıdır illaki. Yine de sana çöp işte. Artık atmalısın kafandan bu çöpleri. Sen ve sevdiklerin nefes alabilmeli artık... Zamanı geldi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3401016406149080291?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3401016406149080291/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3401016406149080291' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3401016406149080291'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3401016406149080291'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/10/cop-adamlar-ve-kadnlar.html' title='Çöp adamlar ve kadınlar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-2724118660598537512</id><published>2009-08-10T16:59:00.004+03:00</published><updated>2009-08-10T17:35:34.309+03:00</updated><title type='text'>Neler Oldu Neler...</title><content type='html'>Bazıları blog yazmanın zorluğu olarak vakitsizliği, diğerleri ise konu yetersizliğini bahane edebilirler. Benimse bu geçtiğimiz 2 ayda vaktim de vardı ve başıma tonla da olay gelmişti ancak öteki blogum "Temasha" da olduğu gibi burada da bir "Yazar Tıkaması" yaşadım diyebilirim. &lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak hayat hiç tıkanmadan akmaya ve türlü güzelliklerin yanı sıra bolca sıkıntılar da getirmeye devam ediyor ne yazık ki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçtiğimiz Haziran ayının başında yıllık iznimin ilk kısmını kullanarak kendimi memleketim olan Çanakkale Biga'da babamdan kalan en özel hatıra olan küçük deniz evine attım. İki senedir uğramadığım evin bahçesi boyumdan uzun otlarla girilmez hale gelip içeride de elektrik o anda olmadığı için ilk geceyi hemen yandaki tanıdık otelde geçirdim. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;İstanbul'da bıraktığım sıkıntılar beni buradaki ilk gecemde yakaladılar ve sabahı uyuyarak edemeyeceğimi anlayınca dışarı çıkarak bomboş Gürecialtı'nda dolaştım tek başıma...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Cebimdeki para gerçekten yetersiz olmasına karşın Çanakkaledeki canım Hemşom Seda Özkök sayesinde çok dolu 3-4 gün geçirdim. Bunun içinde evin otlarının budanması, ıssız kumsallarda deniz keyifleri, bir teknede geçirilen gece ve cabası tonla yolda bir birinden güzel müzikler eşliğinde seyahatle sıkıntılı hallerimi unuttum biraz. Tabi İstanbul'a dönüşte ilk yüzleştiğim de bunlar oldu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Birçok arkadaşımın da başına geldiğini sonradan öğrendiğim ve buradan açıklayamayacağım bu sıkıntılı halin ardından bir süre sakinleşeceğimi düşünmekle biraz hata etmişim ne yazık ki...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Temmuz'un başında benim 8 aydır bulunduğum evin kontratı son buluyordu ve "pek sevgili" ev sahibimiz gelerek zaten Fulya'ya göre yüksek olan üstelik de bu sene kiraların sabitlenmesi yasayla kararlaştırılmış olmasına rağmen zam yapmak istedi ve biz de ona göre küçük ancak psikolojik olan bu zamma direnerek evden çıkmaya karar verdik...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Doğru karar verdiğimizi evrenin bize gülümsemesiyle çok kısa sürede öğrendik. Hemen yan apartmanda o zaman oturduğumuz evden çok daha iyi durumda ve üstelik 100 lira daha ucuz aylık kirası olan bir ev boşaldı, biz de eşyalarımızı sırtladığımız gibi bu yeni eve geçtik.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Geçmeden önce ödediğimiz tonla faturayla ve ortak aldığımız yeni Çamaşır ve bulaşık makinasıyla yeni bir sayfa şeklinde bu evde yeni hayatımıza yerleştik. Ancak eski ev sahibi durumumuzdan hiç memnun olmayarak yapılabilecek hiç bir saçmalığı ardımıza koymadan gerçekleştirdi ve depozito vermemek için bir sürü taklalar attı. Yarı direnerek yarı da drama yeteneğim sayesinde bu işin de üstesinden geldik ve yeni hayatımız başlamış oldu...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu iki ayda son olarak hayatıma giren kendi küçük ama etkisi büyük bir canavardan bahsetmek istiyorum size...Çok sevdiğim fotoğrafçı arkadaşım Şevket Kızıldağ'ın sokakta bularak hayatıma soktuğu kedi yavrusu Şinasi...(Henüz cinsiyetinden %100 emin değiliz ancak dişi çıkarsa adı 'Neriman' olacak)&lt;/div&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; DISPLAY: block; HEIGHT: 240px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5368343399282667506" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SoAv4QKOb_I/AAAAAAAAAO0/p7GBE55MPiM/s320/P1070499.JPG" /&gt; &lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Muazzam akıllı ve yakışıklı oğlum 2 haftalık yaşına rağmen tuvaletini ve yemeğini hemen öğrendiği için hayatımı nerdeyse hiç zorlaştırmadı ancak beni biraz eve bağladığını ifade etmek çok yanlış olmaz...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yeni maceralarımla tekrar bu sayfalarda olacağım dosta düşmana selam olsun...!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-2724118660598537512?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/2724118660598537512/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=2724118660598537512' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2724118660598537512'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2724118660598537512'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/08/neler-oldu-neler.html' title='Neler Oldu Neler...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SoAv4QKOb_I/AAAAAAAAAO0/p7GBE55MPiM/s72-c/P1070499.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-7384633553562229733</id><published>2009-05-20T11:12:00.002+03:00</published><updated>2009-05-20T11:57:28.987+03:00</updated><title type='text'>"Kitaplar elden ele projesi"</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/ShPFv6hTwCI/AAAAAAAAAMk/33xRu4inDHI/s1600-h/Kitaplar+Elden+Ele+Projesi.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 194px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/ShPFv6hTwCI/AAAAAAAAAMk/33xRu4inDHI/s320/Kitaplar+Elden+Ele+Projesi.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5337827410317656098" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(80, 80, 80);   white-space: pre-wrap; font-family:verdana;font-size:19px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(255, 255, 255);"&gt;Geçenlerde Facebook'ta bi davetiye aldım, bir grup davetiyesi... Grubun adı KİTAPLAR ELDEN ELE PROJESİ... "Herkes okusun diye..." sloganıyla yola çıkan bu projenin amacı şu: Okuduğun kitabın içine kısa bir not yazıp kamuya açık bir yere bırakıyorsun, sonra birisi oradan alıp okuyup bir başka yere bırakıyor, böylelikle kitaplar elden ele dolaşıyor... Proje çok hoşuma gitti, hemen katıldım ben de gruba ve cidden sahiplendim projeyi... Gördüğüm herkese anlatıyorum ve herkesi facebook taki gruba davet ediyorum...  Aranızda kişisel kütüphanesini kurmak isteyenler olabilir ki saygı duyarım, benim de kendi kütüphanesi olan arkadaşlarım var, gözü gibi bakıyorlar kitaplarına, güzel bir hobi... Bazılarının birtakım çekinceleri olabilir; başkası kitabı alır evine götürür bi daha da bırakmaz ya da kitaplar parçalanır, ziyan olur vs gibi...    Ben bunlara katılmıyorum... Mesela ben kitap alıp okuduktan sonra dolabıma koyarım bi daha da yıllarca orada boş boş durur kitaplar... Eminim benim gibi yapan birçok insan vardır... Bence kitaplar dolabımda boş boş duracağına, benden sonra bir kişi daha okusa -ve ondan sonra kitap ziyan olsa bile-, kitabı benden başka bir kişi daha okumuş olur yani proje amacına ulaşmış sayılır... Kitabın ziyan olmadığını varsayıp benden sonra onlarca kişinin kitabı okuduğunu düşünürsek, ohhh süpperrr... Ki proje geniş kitlelere yayılıp, binlerce insan tarafından bilinirse, kitapların ziyan olma ihtimali de azalır, çünkü projeden haberdar olan insanlar, kitapları alıp okurlar, hatta korurlar...    Hergün okula/işe giderken/gelirken vaktimizin önemli bir kısmını toplu taşım araçlarında, trafikte harcıyoruz... Metrolarda, otobüslerde boş boş oturacağımıza, koltukta bulduğumuz bir kitabı okumak daha iyi değil mi ?... (Tabii ki otobüste metroda kendi kitabını okuyanlar var, benim sözünü ettiğim grup, yanında kitabı olmayıp da bu sebeple okumayan sayıca fazla olan grup) Ya da hastanede muayene sırası beklerken, durakta otobüs/tramvay/metro beklerken, bankın üzerinde bir kitap görsek ve alıp okusak... Bu sayede vaktin nasıl geçtiğinin farkına bile varmayız, sıkıcı olan bekleyişleri keyifli bir hale getirebiliriz...   Önümüzde yaz tatili var, sıcak kumsalda güneşin altına uzanmış güneşleniyoruz ve ne yapsak ne yapsak diye canımız sıkılıyor.... Tam da orada duran bir kitap olsa ve alıp okusak... Bitiremesek akşam da odada kalanını okusak, ertesi gün de plajda başka bir yere bıraksak mesela... Hoş olmaz mı... ( "Tamam ben bırakırım da, bir başkası alıp bırakmaz ki kitabı..." diyenler vardır aranızda... Boşver... Kitap senin değil ki, niye üzülüyorsun, sen okudun ya, kardasın... Sen oku bırak yeterli, başkası yapmaz diye üzülmeye, güzelim projeyi bir kenara itmeye ne lüzum var... Haksız mıyım??? )  Projenin bir başka güzel yanı da, kitapların yaşaması, insanlar arasında bir sinerji doğurması... Başkasını okuduğu -belki de okurken altını çizdiği ya da içine bir takım ufak notlar yazdığı- kitabı okumak, senden sonra da başkaları tarafından okunacağını bilmek, ayrı bir haz verir insana... (Aslında kitabı takip edebileceğimiz bir sistem de olsa tam süper olur yaa...) (Ben bu konuda biraz kafa yorayım, projeyi hayata geçirenlere öneri mesajı atayım facebook'tan...  )    Her neyse, baya bişeyler yazmışım... Şimdi sizlerden birkaç ricam olacak... - Lütfen projeye destek olmak için facebook'taki gruba siz de üye olun.. Sayı ne kadar çok olursa, projenin bilinilirliği de o kadar artar... - Arkadaşlarınıza, öğretmenlerinize, öğrencilerinize çevrenizdeki herkese projeyi anlatın... Onları da facebook'a davet edin.... - Okumadığınız boş boş duran kitaplarınıza kısa bir not yazıp, kitapları paylaşmaya da başlayabilirsiniz... - "Yok kardeşim, ben kitabımı bırakamam sağa sola, kıyamam ben canım kitaplarıma.. Ben kişisel kütüphanemi kurmak istiyorum, odalar dolusu kitabım var benim..." diyorsanız, siz de facebook'taki gruba üye olun, projenin tanıtımına yardımcı olun.... Siz paylaşmasanız bile, projeyi sizin sayenizde öğrenen başkaları paylaşabilir kitaplarını, bu sayede çok önemli bir destekte bulunmuş olursunuz projemize... Ya da sizin sayenizde projeden haberdar olan kimseler, sağda solda gördükler kitaplara hor gözle bakmazlar, sokak kitabı muamelesi yapmazlar kitaplara...   Eminim ki bu proje gün gelecek, -hepimizin sayesinde- ülke çapına yayılacak ve faydasını hep beraber göreceğiz....  Facebook'tan aldığım bilgilere göre Projenin bilgileri şunlar: http://www.kitaplareldenele.com http://kitaplareldenele.spaces.live.com http://kitaplareldenele.blogcu.com kitaplareldenele@hotmail.com &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span"   style="color: rgb(80, 80, 80);   white-space: pre-wrap;font-family:verdana;font-size:19px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-7384633553562229733?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/7384633553562229733/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=7384633553562229733' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7384633553562229733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7384633553562229733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/05/kitaplar-elden-ele-projesi.html' title='&quot;Kitaplar elden ele projesi&quot;'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/ShPFv6hTwCI/AAAAAAAAAMk/33xRu4inDHI/s72-c/Kitaplar+Elden+Ele+Projesi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3620890384365058292</id><published>2009-05-12T09:17:00.003+03:00</published><updated>2009-05-12T10:18:36.476+03:00</updated><title type='text'>Her Havuzun Dibi Aynı</title><content type='html'>Çok sıcak olmasa da bunaltıcı bir yaz günü. Ne zaman düşünsem Adana Ceyhan'ın çorak arazisindeki bir haftam geliyor aklıma. Kup kuru toprak üzerinde kızartmayan ama buğlama yapan bir güneş. Su içmeye doymak imkansız neredeyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni çok etkilemeyen bir kitabın az çok etkileyen bir bölümündeki Marlo Morgan gibi Avusturalya çöllerinde bir gölet çıksın diye bekliyorum önüme. Yürüyorum durmaksızın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımız boyunca bu tür kuraklıkları yaşıyoruz öyle ya da böyle. İçecek su bulmak problem olmuyor da kurumuş çatlamış bedenlerimizi bir nebze rahatlatacak bir su birikintisi ya da hazır başlamışken bir havuz olsun koşa koşa gidelim ve  tek hamlede atlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi bilmiyorum ama benim huyum kurusun karşıma böyle bir havuz çıktığında bir saniye fazladan dayanacak gücüm yoktur. Ne olursa olsun içinde olmak isterim. Yüz metre mesafeden görmeyeyim berrak sularını içimde kıpırdanmalar başlar kendimi zaptedemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi adıma en tehlikeli kısım bu uzun kuraklıklar sonrasında karşıma çıkan havuzları fitursuzca keşfetmek. Ayaklarını sokmakla yetinenlerden olamadım ki hiç. İlla karış karış dolaşmalıyım her yerini. Üstelik çırıl çıplak atlarım ben bu havuzlara. Benliğimle ilgili herşeyi ortaya koyarak. Üstümde zırh elimde kalkanlarım, ya da yüzümde maske olmadan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı havuzların uzun süreli fırtınalardan yorulmuş suları vardır. Üstlerini kaplamış buz ele verir hemen. Bunlar da yıldırmaz beni. En azından denerim çıplak topuklarımı buza vurmayı. En ufak çatlaktan içeri girene kadar. Çölün ortasında karşıma çıkmış bir havuzu, üstü buz kaplı diye es geçersem, kendime nasıl saygım olabilir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En aldatıcı olanları ise ılık ve hatta sıcak olanları. Belki her havuz ilk oluştuğunda biraz ılıktır en ama uzun zamandır olduğu yerde duran bir havuz eğer ki sıcaksa o işte bir iş var demektir. Belki sizden önce keşfedenlerin teninin sıcaklığıdır bu, yada giderken arkalarında bıraktıklarının. Öyle bir havuzdan böylesi bir kuraklıkta sırf canınıza tak etti diye faydalanmaya çalışmak en kolay yoldur ama size çok zaman kaybettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana kadir kıymet bilecek havuz lazım. Beni kabul edecek, içinde yüzmeme izin verecek, yutacak bir havuz. Etrafta havuzun ruhundan bunu dileyecek bir aborjin olmadığına göre iş başa düşüyor elbette. Çıkarıyorum üstümdekileri hemen. Dalıyorum derinliklerine. Karış karış tanımaya, en ücra köşelerini öğrenmeye adıyorum orada geçirdiğim zamanı. Burada insan oğlunun yapabileceği en büyük hatayı yapıyorum ve tamahkarlığımın sonunda havuzun dibini keşfediyorum. Yüzeydeki buz gibi değil. Bunun arkasında hiç birşey olmadığını biliyorum. İşin sonuna geldiğimi. Bu ani ve durdurucu etkiyle nefessiz kalıyorum. Yüzeye geri dönüp kafamı çıkartıyorum dışarı. Gökyüzü ve çöl kendini gösteriyor gözlerimdeki damlacıklar aktığı zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinde bulunduğum bu yoğun havuz, -benliğim gibi tanıdığım ya da tanıdığıma inandırdığım kendimi-  anlıyor bir terslik olduğunu. Eğer azcık ihtirası varsa biraz dalgalanıyor, yersiz sebepler bularak benim gitmemi engellemeye çalışıyor ama hepsi o kadar. Beni sahiplenemiyor, eline avucuna sığdıramıyor doğal olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havuzun dibine her yaklaştığımda gözlerimi kapamak ve keşfetmeden uzun zaman içinde mutlu mesut olmak elimde elbette ama bir kere dibini gördüm ya, beni orada tutan birşey olmadığını anladım ya, çıkmak istiyorum sularından. Yine arkamda bıraktığım ve sadece arada sırada eski günlerin hatrına elimi yüzümü ıslattığım bir dinlenme mekanı haline geliyor çölümde dolaşırken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeniden çölün kavrukluğuna vuruyorum kendimi. Yürüyorum yalnızca ve yalnız yürüyorum. Dibine ulaştığımda beni yutabilecek havuzu bulana kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;(başlarken Teoman-Gönülçelen bittiğinde Dido - Hunter çalıyordu...)&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3620890384365058292?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3620890384365058292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3620890384365058292' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3620890384365058292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3620890384365058292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/05/her-havuzun-dibi-ayn.html' title='Her Havuzun Dibi Aynı'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6556474022539663062</id><published>2009-04-30T10:42:00.001+03:00</published><updated>2009-04-30T10:42:39.845+03:00</updated><title type='text'>Yörünge Gezgini</title><content type='html'>Hepimiz kendi Dünyamıza doğuyoruz. Yok hayır! "kendi benliğimiz dışındakiler sadece algımızın ürünüdür" klişesini yapmayacağım. "Yeni bir Dünya" olarak doğuyoruz demek istiyorum. Kendimize çok büyük görünürken evrende bir noktadan ibaret,içimiz yanarken dışımız dingin, bazen düz bazen de tersine dönüyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrenin muazzam uyumundaki yerimizi almak adına kendimize başka dünyalar arıyor, belli güneş sistemlerine dahil oluyoruz. Bizden önce orada olanları aile büyüklerimiz biliyor belki Güneş'e "baba" etrafımızda fır dönen Ay'a da "anne" diyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süredir etrafında döndüğüm bir başka Dünya'dan ayrıldığımdan beri sonunu göremediğim bir yolculuk içerisindeyim. Güneş'im söneli epey oluyor. Ay'ın da ilgisi devam etse bile artık etrafımda dönemeyecek kadar geride bıraktım. Serseri bir meteor gibi Evren'i arşınlıyorum diyebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önceleri yeni dünyalar keşfetmek sadece ilgi çekiciyken, girip çıktığım her yörüngede gördüğüm güzellikler ile bitmek bilmez bir iştaha dönüştü bu arayış. Uzaktan çok parlak görünüp aslında sadece yansıtıcı olan Dünyalar, kendi halinde bir gezegen sandığım aslında başkalarının uydusu gök cisimleri gördüm bu yolculukta. Bu uyduların bazılarıyla kendi Dünyalarından habersiz münasebetlerim olmadı değil. Hatta bazılarını koparmayı bile denedim bencilce. Bazen çekimleri yetmedi yeni bulduğum Dünyalar'ın bazen de karanlık yüzleri itti beni. Bazen uzun zaman boşlukta kaldım bazen bir çok Dünyanın kesişen yörüngelerinde sekizler çizdim umarsız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her buldum sandığımda kopuyorum yörüngelerinden bu Dünyalar'ın ve gezinme yeniden başlıyor. Serseri meteor yörüngeleri gezmeye devam ediyor. Eğer evren gezgini bir meteorsanız sizi ancak Jonathan Livingston anlayabilir...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Biterken Jefferson Airplane - White Rabbit çalıyordu)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6556474022539663062?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6556474022539663062/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6556474022539663062' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6556474022539663062'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6556474022539663062'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/04/yorunge-gezgini.html' title='Yörünge Gezgini'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6580219989462252119</id><published>2009-04-22T09:34:00.002+03:00</published><updated>2009-04-22T09:36:06.661+03:00</updated><title type='text'>Sevmek ve Sevilmek... Değerimiz bilinerek</title><content type='html'>Sabah çok sevdiğim arkadaşlarımdan Esra bana Haşmet Babaoğlu'nun bir yazısını gönderdi. Sanırım ilişkilerle ilgili aklımdaki bir çok karmaşıklığa ışık tutuyor hatta analiz ediyor bu yazı...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.sabah.com.tr/2009/04/18/haber,818BA51508B24325A07C2568BF09EAED.html"&gt;http://www.sabah.com.tr/2009/04/18/haber,818BA51508B24325A07C2568BF09EAED.html&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6580219989462252119?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6580219989462252119/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6580219989462252119' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6580219989462252119'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6580219989462252119'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/04/sevmek-ve-sevilmek-degerimiz-bilinerek.html' title='Sevmek ve Sevilmek... Değerimiz bilinerek'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3271497985412668239</id><published>2009-04-09T11:03:00.003+03:00</published><updated>2009-04-09T11:16:31.920+03:00</updated><title type='text'>Yeni Bir Başlangıç</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Bu yılın Mayıs ayında tam 4 senedir motosiklet kullanıyor olacağım. Beni tanıyanların bildiği üzere bir seneden fazladır arazi motosikletleri kullanıyorum ve geçen yıl bir kaç yarışa bile katıldım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ancak yazın gelmesi ve elimde bulunan iki motosikletin de çok sevdiğim gezileri yapmaya müsait olmayışı oldukça canımı sıkıyordu. Derken bir teklifle tüm bunlar bir anda değişi verdiler. Bir kullanıcı arazi motosikletimi kendi 2004 Honda Transalp'i ile takas etmek istiyordu ancak arada ödemem gereken bir fark vardı.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O fark içinde elimden çıkarmak istediğim diğer ufak motosikletim olan XL200 e anlaştık ve bence oldukça keyifli bir takas işlemi gerçekleştirdik.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu yavru bir süre kahrımızı çekecek anlaşılan. Bir süre ufak tefek arazi gezilerinden mahrum kalacağım sanırım ancak hiç dert etmiyorum açıkçası. Zaten masrafını karşılayamıyordum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5322602406655774866" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/Sd2usEFbUJI/AAAAAAAAAMM/r_db2KVXVck/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC005.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3271497985412668239?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3271497985412668239/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3271497985412668239' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3271497985412668239'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3271497985412668239'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/04/seviyorum-sevmiyorum.html' title='Yeni Bir Başlangıç'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/Sd2usEFbUJI/AAAAAAAAAMM/r_db2KVXVck/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC005.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8805194074042924923</id><published>2009-04-09T11:01:00.000+03:00</published><updated>2009-04-09T11:17:29.829+03:00</updated><title type='text'>Seviyorum Sevmiyorum...</title><content type='html'>Kaç yaprak var bilmiyorum&lt;br /&gt;Ben seni,kopardım attım&lt;br /&gt;Kendimi toparlıyorum&lt;br /&gt;Var mı şimdi başka biri?&lt;br /&gt;Onu bana benzettin mi?&lt;br /&gt;Ne yaparsan o,ben olmaz&lt;br /&gt;Parçaları sana uymaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bunun için mi yorucam ben?&lt;br /&gt;Kalbimi bunun için mi kırıcam ben?&lt;br /&gt;Hmhm haha,hmhm haha hmhmhaha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok ki senin bir yedeğin&lt;br /&gt;Kötü kedi,Şerafettin!&lt;br /&gt;Söyle nasıl kıydın bana&lt;br /&gt;Hem canındım, hem ciğerin&lt;br /&gt;Kendimi bulamıyorum&lt;br /&gt;Geri,alamıyorum&lt;br /&gt;Ben her gece rüyalarda&lt;br /&gt;Hep sana hak,veriyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bunun için mi yorucam ben?&lt;br /&gt;Kalbimi bunun için mi kırıcam ben?&lt;br /&gt;Hmhm haha hmhm haha hmhmhaha&lt;br /&gt;Yok ki senin bir yedeğin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8805194074042924923?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8805194074042924923/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8805194074042924923' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8805194074042924923'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8805194074042924923'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/04/seviyorum-sevmiyorum_09.html' title='Seviyorum Sevmiyorum...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-828961367691561320</id><published>2009-03-24T03:01:00.003+02:00</published><updated>2009-03-25T13:44:15.597+02:00</updated><title type='text'>Bu ay gideceğim oyunlar...</title><content type='html'>Hemen hergün takip etmeme rağmen son birkaç günün yoğunluğu nedeniyle rezervasyonlarımı yapmakta geç kaldım ancak gene de görmek istediğim bir çok oyuna yer bulabildim... Bu ay görmeyi planladığım oyunlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dönüşüm - Kafka&lt;br /&gt;Eskici Dükkanı - Orhan Kemal&lt;br /&gt;Kontrabass - Patrick Suskind&lt;br /&gt;Leonce ile Lena - Georg Büchner&lt;br /&gt;Coriolanus - William Shakespeare&lt;br /&gt;Deri Ceket - Stanislav Stratiev&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-828961367691561320?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/828961367691561320/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=828961367691561320' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/828961367691561320'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/828961367691561320'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/03/bu-ay-gidecegim-oyunlar.html' title='Bu ay gideceğim oyunlar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-7293826434416997896</id><published>2009-03-19T14:47:00.003+02:00</published><updated>2009-03-25T13:45:08.468+02:00</updated><title type='text'>İmkansız Aşk</title><content type='html'>Bebeğim yetmez ki bir aşk&lt;br /&gt;Israr etme&lt;br /&gt;Benim efendim aşk&lt;br /&gt;Yönetir o beni&lt;br /&gt;Ben ona köle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer anlıyorsan razıysan&lt;br /&gt;Hazırsan&lt;br /&gt;O zaman paylaşalım gel&lt;br /&gt;Hadi imkansızı bir dene&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ele avuca sığamıyorum&lt;br /&gt;Hiç bir şey için söz veremem&lt;br /&gt;Yere göğe uçuyor kaçıyor&lt;br /&gt;Kalbime ben bile hükmedemem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana güvenme&lt;br /&gt;Sakın&lt;br /&gt;Sabıkam ihanetten&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne sen çal hayatımdan&lt;br /&gt;Ne ben seninkinden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-7293826434416997896?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/7293826434416997896/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=7293826434416997896' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7293826434416997896'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7293826434416997896'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/03/ruh-halimin-tam-tabiri.html' title='İmkansız Aşk'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5156851156186425000</id><published>2009-03-18T16:26:00.007+02:00</published><updated>2009-03-18T17:11:32.468+02:00</updated><title type='text'>Temaşa Devam Etmeli...</title><content type='html'>Tam zamanlı bekar hayatına geçiş maceramı blogumu takip edenler az çok bilirler. Bu döneme girdim beri eskiden beri hep içimde olan Tiyatro sevdası da bir çok ertelediğim diğer aktivite gibi yeniden ortaya çıktı kaçınılmaz olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzum Aslı'nın önerisi üzerine gördüğüm oyunlar hakkındaki yorumlarımı sizlerle paylaşabilmek adına naçizane yeni bir blog sayfası oluşturdum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="color:#0000ff;"&gt;&lt;a href="http://temasha.blogspot.com/"&gt;temasha.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ecnebilerin meşhur "Show Must Go On!" sözünün "Temaşa Devam Etmeli" şeklinde yorumlandığını ilk kez "Karagöz ve Hacivat Neden Öldürüldü?" filminde duymuştum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ay mümkün olduğunca en az 4 oyuna bilet almaya çalışıyorum ve beğeneceğini düşündüğüm vakti olan arkadaşlarımdan birini yanıma alarak oyunları izliyorum. Bundan sonra her ay biletini aldığım oyunları buradan duyuracağım ve sizler de izlediklerimin yorumlarını Temasha'dan okuyabileceksiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ay gideceğim son iki oyun: Maskeliler ( Ilan Hatsor) ve Tekrar Çal Sam (Woody Allen)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5156851156186425000?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5156851156186425000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5156851156186425000' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5156851156186425000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5156851156186425000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/03/temasa-devam-etmeli.html' title='Temaşa Devam Etmeli...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-7712715014207725564</id><published>2009-02-19T13:21:00.003+02:00</published><updated>2009-02-19T13:36:09.274+02:00</updated><title type='text'>Canın Yongası...</title><content type='html'>&lt;div&gt;Motosiklet her anlamıyla özgürlük. Ancak bu "aşırı özgürlük" siz üzerinde olmadığınız sürede de devam edebiliyor ne yazık ki. Eğer benim gibi İstanbul'un işlek ve sıkışık bir bölgesinde yaşıyorsanız gece yatmaya eve geldiğinizde motosikletinizi koyacak emin bir yer bulmak epey zor oluyor.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Tek başına kaderine bıraktığınız motosikletiniz ise gece keyfi yapan kedilerin çişinden sokaktan geçen türlü insana kadar pek çok tehditle baş başa kalıyor. Genelde motosikletlerime alarmlarımı hep bizzat takmışımdır. Ancak neye güvendim bilmiyorum bir süredir motosikletimde alarm yok. Çalınması veya kaldırılarak götürülmesi çok zor bir yere park etmeme rağmen yine de ulaşılmaz olmadığını dün sabah kalkıp motosikletimi şu şekilde bulunca daha iyi anladım...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304469773527903122" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SZ1DJ5zta5I/AAAAAAAAALI/SmqqiKbvpJQ/s320/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC045.jpg" border="0" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bulunduğu yerden çıkaramayacağını anlayan arkadaşlar verebilecekleri maksimum zararla alabilecekleri en pahalı parçayı almaya çalışmışlar akıllarınca. Sağ karenajı (şu anda orada olmayan kırmızı plastik parça) sökerek egzoz borusunu almaya çalışmışlar. Ancak beni de zamanında çok uğraştıran yalama bir somun ile yenilgiye uğramışlar. Yine de egzoz gördüğünüz gibi ben geldiğimde boşlukta sallanıyordu ve bu hali sabah sabah kafama kürekle vurulmuş gibi bir etki yarattı...&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk anlık sinirle edilen küfür dışında beddua etmedim. Ben gidenin arkasından çok üzülen bir adam da değilim. Ancak bu durum mahalleme olan gereksiz fazla olduğunu gördüğüm güvenimi sarstı açıkçası.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şimdi üretimi yıllar önce durmuş olan motorum için sağ karenaj arıyorum ve ilk fırsatta alarmını takana kadar daha güvenli bir otoparka koymakla yetindim...&lt;/p&gt;&lt;p&gt; &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-7712715014207725564?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/7712715014207725564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=7712715014207725564' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7712715014207725564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/7712715014207725564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/02/cann-yongas.html' title='Canın Yongası...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SZ1DJ5zta5I/AAAAAAAAALI/SmqqiKbvpJQ/s72-c/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC045.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3899776074738127769</id><published>2009-02-15T14:42:00.005+02:00</published><updated>2009-02-19T14:14:17.530+02:00</updated><title type='text'>Olmazsa Olmaz</title><content type='html'>&lt;div&gt;İlişkiler denizinde bir süreliğine yüzmüş kişilerin iyi bileceği gibi bizim çağımızda artık sağlıklı bir ilişki kurup devam ettirmek gerçekten zor zanaat. Cinsel birleşmeye veya hormonal diğer duygu paylaşımlarına dayanarak başlayan ve sonrasında başka birşeye dönüşemeyen onlarca ilişkinin temel problemi etrafta çok örnek olması ve insanın doğuştan açgözlülüğü olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski kaynakların hep önerdiği bir yönteme göre birlikte olmak istediğiniz kişinin size göre negatif ve pozitif yönlerini (pros or cons) bir kağıda yazmalı ve harcadığınız bu mesainin üstüne de karar vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağımızda ise bu çok yanlış bir yöntem olmuş durumda. Çünkü hızlı değişen çevre kişileri değiştirdiği gibi istekleri de sürekli değiştiriyor. Etrafınızda gördüğünüz gözünüze hoş gelen bir özelliği birlikte olduğunuz insandan göremediğinizde bocalamaya ve diğer negatif özelliklerini irdelemeye başlıyorsunuz otomatikman...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsviçreli Bilim Adamları(yok böyle adamlar tabiki :)) tam da bu soruna bir çözümle çıka geldiler. Diyorlar ki eğer bir uzun soluklu ve sağlıklı bir ilişki kurmak istiyorsanız kendinize 4-5 "OLMAZSA OLMAZ" kriter belirleyeceksiniz. Ne kendinizi "benim için tek şey önemli" gibi bir sözle kandırmalı ne de 15-20 erdemli özellik sıralayarak zıvanadan çıkarmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir kadını veya erkeği sıralayabildiğiniz bu 4-5 özelliklik için sevebilir ya da en azından saygı çerçevesinde benimseyebilirseniz diğer bütün özelliklerini "gülün dikeni" gibi kabul edebilirsiniz. Bu "diken" kabul ettiklerinizin arasında pozitif özellikler gonca gibi çıkarsa onlar size ekstra mutluluk getirecektir. Buna karşın gerçekten can sıkıcı özellikler sizi hiç etkilememeli ve bunlardan rahatsızlık duyduğunuzda deli gibi sevdiğiniz 4-5 özelliğe sarılmalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu 4-5 vazgeçilmez kriteri kendim için belirlemeye ve edindiğim tecrübeler ile güncel tutmaya çalışacağım bu sayfalarda...&lt;br /&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5304480565713228146" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 256px; CURSOR: hand; HEIGHT: 320px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SZ1M-F1M0XI/AAAAAAAAALQ/CRAMUwREXx4/s320/heart%5B1%5D.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ŞU ANIN OLMAZSA OLMAZLARI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Ten Uyuşması ve Arzu&lt;br /&gt;-Düşünce paylaşımında imasızlık&lt;br /&gt;-Aynı enerji seviyesinde olunamasa bile kısıtlamama&lt;br /&gt;-Direk olarak ilgi&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3899776074738127769?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3899776074738127769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3899776074738127769' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3899776074738127769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3899776074738127769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/02/bir-bardak.html' title='Olmazsa Olmaz'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SZ1M-F1M0XI/AAAAAAAAALQ/CRAMUwREXx4/s72-c/heart%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-9145960422259369052</id><published>2009-01-27T11:14:00.002+02:00</published><updated>2009-02-19T14:15:17.326+02:00</updated><title type='text'>Hiç Yere Yok Olan Canlar...</title><content type='html'>Merhaba arkadaşlar...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu alıştığınız politik veya ticari amaçlı zincirleme e-postalardan birisi değildir tamamen kendim yazıyorum ve tüm listeme gönderiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güncel olayları biraz olsun takip edenlerin bildiği gibi İstanbul'da yeni yapılan Metrobüs Hattının bariyerler 5 gün içerisinde iki motosiklet sürücüsünün hayatına mal oldu... İki sürücünün de korumaları tam olmasına rağmen kafaları bu giyotin gibi tel bariyerlere takılarak bedenlerinden ayrıldı ve feci şekilde can verdiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birkaç yakın arkadaşımın kişisel girişimleriyle bu iki korkunç olayın sıradan ölüm haberleri olmak yerine kamuoyunda bir uyanışa yol açabilmesi için Milliyet Online Haber sitesinde kendi kalemlerinden bir yazının yayınlanmasını başardılar. Sizlerden ricam bu haberin mümkün olduğunca çok okuyucuya ulaşması ve habere yine mümkün olduğunca çok yorum yapılması. Böylece bu haberin dikkat çekmesini ve bilinç oluşmasını amaçlıyoruz. Belki çoğunuz motosiklet sürücüsü değilsiniz ancak illaki bir tanıdığınız ya da akrabanız bu şehirde motosiklet kullanıyor ve bu risk ile her gün yüzleşiyor lütfen bize sahip çıkın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başta da dediğim gibi bu hiç bir kuruma bağlı bir çalışma değil tamamen kişisel bir girişimdir...&lt;a title="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=" href="http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;amp;Kategori=yasam&amp;amp;ArticleID=1052014&amp;amp;Date=27.01.2009&amp;amp;b=5%20gunde%20ikinci%20facia" target="_blank" date="27.01.2009&amp;amp;b=" kategori="yasam&amp;amp;ArticleID="&gt;http://www.milliyet.com.tr/Yasam/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&amp;amp;Kategori=yasam&amp;amp;ArticleID=1052014&amp;amp;Date=27.01.2009&amp;amp;b=5%20gunde%20ikinci%20facia&lt;/a&gt;Sevgiler...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-9145960422259369052?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/9145960422259369052/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=9145960422259369052' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/9145960422259369052'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/9145960422259369052'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/01/hic-yere-yok-olan-canlar.html' title='Hiç Yere Yok Olan Canlar...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-1451699231362528496</id><published>2009-01-22T14:34:00.003+02:00</published><updated>2009-01-22T14:56:49.417+02:00</updated><title type='text'>İyi düşün...</title><content type='html'>&lt;div&gt;Keyifli bir akşam için mesainin bitmesini bekliyordum dün. Yine her zamanki gibi 18.00'a iki dakika kala "son dakikada bir iş çıkar mı?" korkusu bastırmıştı. Çıkmadı... Hemen giyinip plazadan çıktım ve motoruma doğru yürürken arkadaşımı arayıp yemek için ne lazım olduğunu sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motosiklete atlayıp yola koyulduktan sonraki ikinci ışıklarda mesaj geldiğini duydum ve daha elli saniye olduğu için eldiveni çıkarıp cebimdeki telefonu kontrol ettim. Gereksiz mesaja uyuz olup toplandıktan sonra yoluma devam ettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evin yakınındaki süpermarketten aldığım makarna ve sos için sosisle keyifim iyice yerine geldi. Apartmanın kapısına gelince karanlık yüzünden zilleri okuyamadım ve cep telefonumun ışığına ihtiyaç duydum. Ancak üzerimde yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anında bir motivasyon çöküntüsüne düşmeden yakın civarları ve süpermarketi aradım bulamadım. Aldıklarımı arkadaşıma verip şirketin oradaki ikinci trafik ışığına gittim. Yol boyunca kafamda sürekli seneryolar telefonun beni o ışıklarda beklediği düşüncesiyle bastırılıyordu. Işıklara vardığımda yine telefon yoktu. Yolu yine acıbadem'e kadar ayağımı yere koyduğum her yolu inceleyerek geldim. Kafamda sürekli paramparça telefonumun üzerinden geçen onlarca arabanın görüntüsünü bir sonraki olabileceği yeri düşünerek bastırdım bu kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabi yine yok ortalıkta. Bir saattir kafamı yorduğum "Nerede düşürmüş olabilirim?" sorusu yerini "Telefonumu nereden arayabilirim?" sorusuna dönüştü. Acıbadem köprüsündeki bir taksici son üç kontürü pahasına aramayı kabul etti ancak açan yoktu. Tekrar hipermarkete gidip ortalığa bakınınca görevliler de endişelendi ve yardım ettiler. Ancak yine telefonum cevap vermiyordu tabi çalıyor olması ümit kaynağı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşımın evine gidip oturdum epey canım sıkılmıştı evde kimsede kontör yoktu ve telefonumu arayamıyor ya da mesaj atıp "Bulan bu numarayı arasın" diyemiyordum. Daha da kötü olanı beni merak edecek ya da başkalarına haber verebilecek hiç kimsenin telefonunu ezbere hatırlayamıyordum. Aklıma gelen tek numara şu anda Zonguldakta olan arkadaşımın İstanbuldaki evinin telefonuydu. Bir saat kadar sonra tekrar darlanıp dışarı çıktım ve köşedeki fırından rica edip telefonumu aradım. Bu kez cevap geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nautilus'un karşısında araba tamirhanesi olan bir vatandaş E-5 e otobüse binmek için yürürken telefonu görmüş, açık ve şarjı dolu olduğunu görünce yanına almış "nasılsa ararlar" diyerek. Otobüste aramalarımızı duyamamış ve Tuzla'ya evine gelmiş. Bana "yarın sabah gelip tamirhaneden al" dediğinde dünyalar yeniden benim oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok mülkiyetçi bir adam değilimdir ama ay sonu imkansızlıkları, 4-5 yıldır biriktirdiğim onca arkadaşımın telefon numaraları o telefonu o kadar kıymetli hale getiriyordu ki başka herşey önemsiz geldi o anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi düşün ve iyi yaşa ki karşına Vefa Arslan gibi iyi insanlar çıksın. Seni daraldığın anlarda ferahlatsın.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 152px; CURSOR: hand; HEIGHT: 301px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.jason-saggers.com/wp-content/uploads/2008/04/nokia-6300-front.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-1451699231362528496?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/1451699231362528496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=1451699231362528496' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1451699231362528496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1451699231362528496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/01/iyi-dn.html' title='İyi düşün...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5983948760020057528</id><published>2009-01-19T12:29:00.002+02:00</published><updated>2009-01-19T12:30:04.883+02:00</updated><title type='text'>Melek...</title><content type='html'>“Aradığımız tek şey mutluluk olunca… Gökte ışıyan ay gecenin, ayın şavkı, içimizin karasına vurunca…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunları düşünüyormuş Leyla, gecenin karanlığına gece karanlığı bakışlarını dikerek. Daha dün gece yolları aşmış gelmiş, elinde sıkı sıkı tuttuğu küçük paketle. O pakete sığdırmış geçmişini, dürmüş, katlamış, kokular sürmüş, temize çekmiş. Temize çektiğini sanmış sadece oysa. Acaba diyormuş hep, yanmış filizler yeniden sürgün verir mi bir gün? Bu paket açılınca, saçılır mı mutluluk hayatımıza? Herşey yeşerir, meyve verir elbet diyormuş aklının bir köşesi. Diğer köşe saldırıya geçiyormuş hemen, umuda inat. Inanmakla büyüye kanmak arasında gidip gelirken, unutuyormuş yüreğini, hep ona inanması gerekirken. Zaten o yürekmiş onu hep ayakta tutan. O pakete yüklediğini yüreğine yüklese, yükünün ne kadar hafifleyeceğini çok iyi biliyormuş da aklının iblisleri perde çekmiş gözüne; bakamıyormuş içinin özüne…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Işte bu karanlıklarla aydınlıklar savaşında çıkmış karşısına o melek. Usulca gelmiş, insan cisminde. Ben meleğim dememiş. Leyla ona bakmış, gözlerinin içi gülmüş. Leyla tutmuş meleği, almış içine. Sıkmış sıkmış sıkmış, ama meleğin kanatları kırılmış. Leyla bırakınca meleği, melek düşmüş yere, kanatları çırpınmış çünkü boş yere. Leyla görmüş meleği o vakit. Almış kanatları yerden, akarken gözyaşları yüreğinden. Işte o gözyaşları damlayınca kanatlara, kanatlanmış melek. Dokunmuş Leyla’nın yüreğine, sonra da gözlerinin perdesine. Kanat çırpıp uçarken melek, Leyla ayın şavkını görmüş kendi gözlerinde. El sallarken meleğe, iblisleri de yollamış dipsiz dehlizlere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Kadınlığın özü Z.S.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5983948760020057528?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5983948760020057528/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5983948760020057528' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5983948760020057528'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5983948760020057528'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/01/melek.html' title='Melek...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-956311076613526107</id><published>2009-01-19T01:42:00.002+02:00</published><updated>2009-01-19T01:48:41.119+02:00</updated><title type='text'>Tek yol...</title><content type='html'>İlk gece evrenin hediyesi sonra altı ay ayrılık. Yine peşi sıra sabahı bulan geceler ve bir sürü karışık duygular ardından yine bir ay ayrılık. Tonla hasret tonla sıkıntı ve kavuştuğunda ise son noktayı koymak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Efsane,rüya, mucizeler, hayal ve umut... Tüm elde kalansa hızla soğuyacak sıcaklık ve hatıraların getirdiği tecrübe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayat! sen başka yoldan akmayı bilmez misin?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-956311076613526107?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/956311076613526107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=956311076613526107' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/956311076613526107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/956311076613526107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/01/tek-yol.html' title='Tek yol...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-1683207956888404450</id><published>2009-01-08T16:08:00.002+02:00</published><updated>2009-01-08T16:41:21.304+02:00</updated><title type='text'>Enteresan bir sabah...yada "Var mısın? Yok musun?"</title><content type='html'>Günün çok enterasan bir gün olmayacağını biliyordum ancak bu sabah ofise gelip sabah kahvemi hazırlayana kadar epey enteresan olaylar oldu ve bu enteresan sabahı unutmamak için buraya yazmaya karar verdim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle gece 3 e kadar bugünlerde denizlide Olan Zeycan ile msnden konuştuk zaten hasta olduğum için artık uykusuluğa dayanamadım ve saati motosiklet ile işe gidebileceğim en geç saate 8.30 a ayarlayarak yattım. Alışkanlıktan 10 dk ertelediğim 2. alarmda 8.40 olan saate fal taşı şeklinde gözlerle bakarak yataktan fırladım ve ortalığı toparladım (eve çıktım beri geliştirdiğim bir alışkanlık dağınık bırakıp çıkmıyorum). Anında bir gün önce motorun zincirindeki arıza aklıma geldi ve zaten hasta olduğum için motorla gidemeyeceğimi fark ettim. Doğal olarak feci geç kalmış şekilde otobüse yürüdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haftanın uykusuzunu okuyarak kozyatağına kadar geldim ve kafam epey ağırdı. Üst geçidin merdivenlerini çıkarken benden 4-5 basamak yüksekte olan genç bir kadın dikkatimi çekti nedense. Daha önceden tanıdık gelen bir aurası vardı. Ayakkabılarından saçlarına kadar inceledim ve "bana göre ne kadar da ince giyinmiş?" diye düşünürken neredeyse bütün merdiven boyunca onu izlediğimi fark ettim.  Auranın üzerine tam bu anda bir isim yapıştı Nilgün!.  Nilgün eski nişanlımın İstanbul Üniv'den bölüm arkadaşıydı ve orada o saatte olması imkansız gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala yüzüne bakmadığım için hızlanarak önüne geçtim ve tanımadığım bir kadını utandırmamak için göz ucuyla bakabildim. Evet yüzü iyice tanıdık geldi. Ancak Nilgün'ü neredeyse 7 aydır görmemiştim ve emin olamadım. 1-2 Adım atıp tekrar geri baktım tabi yine sadece 1 saniye için ve kuşkularım iyice pekişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda "aman ne olursa olsun" deyip arkamı döndüm. Nilgün olduğunu anlayınca "yok artık" dedim. Nilgün beni bir an tanımayarak afalladı ve " Ayberk?" dedi. "Ne işin var buralarda?" . Kendisine ve bu dönemdeki 1-2 sevgilisine defalarca nerde ne iş yaptığımı anlatmış olmama rağmen "E canım 4 senedir şu binada çalışıyorum ben." dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saate bakıp 9.40 olduğunu görünce alarmlar çaldı kafamda o da geç kaldığı için adımlarını uydurmakta zorlanmadı. Yürürken aklıma eski sevgilisinin bana bir arkadaş vasıtasıyla yolladığı selam geldi ve "Nilgünün arkadaşı Utku dersen tanır" şeklindeki selamı söyleyince onun da haberinin olduğunu öğrendim. "Arkadaşı ha?" gibi bir laf etti. "Biliyor musun biz onla epey sancılı ayrılmıştık" dedi ben de bunu bildiğimi söyleyince tam kendine yakışır bir laf etti. "Aaa sen ozamanlar var mıydın?" Bu laf günümü etti işte... " Var mıydım?" . Şu anda "Yok" muyum?. Bunları sesli söylediğimi farket medim ve Nilgün'ün kahkahasıyla fark ettim." Ahahah ay Ayberk" gibi lafları daha bitiremeden ayrılacağı yere geldi ve "Hadi görüşürüz" diyerek ayrıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her ilişkinin bir Kız tarafı ve Erkek tarafı var bunu anlarım ancak birgün bu çift ayrıldığında siz bir tarafta kalıyorsanız diğer taraf ile bağlantınız kesildiği için onu "YOK" sayabilir misiniz? Ben sayamam sanırım. Zira Utku ile ayrıldıktan sonra bile Utku benim için "YOK" olmamıştı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle sorular kafanızda dolanırken binanın girişinde ve 50 dk geç kalmış şekilde yöneticiniz ile karşılaşmak üstüne üstlük de şirket işi için ödünç aldığınız arabasını yanlış yere parkettiğiniz için kendisinin 5 dk önce azar işitmiş olması pastanın üstüne krema gibiymiş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-1683207956888404450?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/1683207956888404450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=1683207956888404450' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1683207956888404450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1683207956888404450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2009/01/enteresan-bir-sabahyada-var-msn-yok.html' title='Enteresan bir sabah...yada &quot;Var mısın? Yok musun?&quot;'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-6075960796702122180</id><published>2008-12-31T15:47:00.002+02:00</published><updated>2009-01-01T19:02:58.730+02:00</updated><title type='text'>2009 dan beklediklerim...</title><content type='html'>Her zaman birşey istiyorsam eğer biryerlere yazmam gerektiğini düşünmüşümdür. Artık böyle bir alanım olduğuna göre 2009'dan beklediklerimi yazacak buradan daha iyi bir yer düşünemiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Kazalar hep olur önüne geçmek mümkün değil. Ancak dilerim 2009 da 2 teker üstünde kimsenin canı yanmaz. Başka canlar aramızdan yitip gitmez&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-Geçtiğimiz senelerde aramı soğuttuğum dostlarımı geri kazanmak zor biliyorum umarım mutludurlar. Ancak bu sene yeniden tutunduğum ve yeni kazandığım dostlarımla daha da yakın olmayı diliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-Senenin sonunda başladığım bu kendi başına yaşama serüvenini 2009 da ve geri kalan ömrümde sorunsuz devam ettirmek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-Aşk için plan yapmayı bıraktım zaten nereye gitsem beni buluyor anladığım kadarıyla. Umarım sevdiklerimi mutlu da edebilme şansı bana verilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-Ekstra para her zaman iyidir. Ancak sıkıntıya düşmemek asıl istediğim. Fazlasına gerek yok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-Okula daha fazla ilgi gösterebilmek istiyorum. Sabahları kalktığımda üşenmek değil hevesle hazırlanmak istiyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-İstediğim kadar değil ihtiyacım olduğu kadar uyku istiyorum. Miskinlik bitsin bu sene&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-6075960796702122180?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/6075960796702122180/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=6075960796702122180' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6075960796702122180'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/6075960796702122180'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/12/2009-dan-beklediklerim.html' title='2009 dan beklediklerim...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-3094258008449195854</id><published>2008-12-30T11:45:00.002+02:00</published><updated>2008-12-30T13:09:57.574+02:00</updated><title type='text'>2008 Neler Ettin Sen Bana?</title><content type='html'>Hayatımın epey olaylı,karışık ve kopuk yıllarından birisi oldu 2008. Kaldı ki ben epey olaylı,karışık ve kopuk yıllar gördüm yine de 2008 bana "PES!" dedirtmeyi başardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yeni yıla nasıl girersen öyle geçer yıl" derler ya hani. İlk defa buna inandım. 31 Aralık 2007 Sabahı geçirdiğim ufak ancak çok tehlikeli ve gözümü açan motosiklet kazasından sonra yine aklıma uzun süredir birlikte olduğum Özge gelmişti. Kendisini çok sevdiğim ve bana çok kıymet verdiğini bildiğim için böyle zamanlarda hep " bana birşey olsa hayatı mahfolur" düşüncesi gelirdi aklıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün de kollarımda uyurken ona evlenme teklif etmeye karar vermiştim. Şu gün düşününce 7 ay sonra ayrılacağımı söyleseler yine de teklif ederdim. Sonuçta anne-babasıyla yaptığım 5 saatlik konuşma aldığım Tektaş ve düzenlediğim gece kesinlikle yaşanması gereken şeylerdi bizim için ve 5 Yıl'a süper bir final oldu içimizde kırık parçalar olsa da eksik birşey kalmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrılığın ardındaki uyuşukluğumu attığım 1 haftalık ege tatili ve ardından sene içinde kapıldığım arazi motosikleti tutkusu beni çok farklı ortamların içine soktu kesinlikle ve yenilendiğimi hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde kazanıp bir çoğuna hala sımsıkı tutunduğum yeni ve eski arkadaşlarım ile yeniden yaşama sevincini yakaladım. Özellikle sen kuzum Aslı. Adını burada geçirmeden nasıl edebilirim. Tüm arkadaşlarımla her an görüşemesem de. Yeniden halimi hatrımı soran arkadaşlarım olması bile muazzam geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dönemde hayatıma giren kadınlar kapalı bir ilişkide neler kaçırdığımı anlamama ve kadınları anlama yolunda kendimi geliştirmeye devam etmeme sebep oldu. Bundan çok memnunum ve zaten kadınları hep sevmiş ve hayranlık duymuşumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle Zeycan. Ne enteresan bir yıldı değil mi tatlım? Kaç kere değişip farklılaşıp uyum sağlamak durumunda kaldık öyle. Sabrımız takdire şayan kesinlikle. Umarım gelecekte ikimize de mutluluk planlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yıl nihayet kendim için bir yerim oldu. Fazla birşey değil ama çok şükür 2 arkadaşımın yanında kendi odama Fulya'daki bir eve geçtim. Herşeyi yeni baştan öğrenmek ve nihayet şehir merkezinde yaşamak harika bir duygu. Büyük konuşmak istemem ama bundan sonra ne olursa olsun böyle tek devam edeceğim sanırım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2006 Anneannemi 2007 Babamı ve FT kardeşliğimizden yamahaakif'i almıştı. "2008 bu yönden bizi üzmedi" derken pek çok şey paylaştığımız Atilla'yı aramızdan motosiklet kazasıyla ayrıldı. Kendi kazalarımda korktuğum "Annemin ve Özgenin hayatı kararır" düşüncesini Atilla'nın annesinde ve sözlüsünde birebir gördüm ve içim yandı. Rahat uyu canım kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2008 in son dakika süprizlerinden birisi de hayatıma giren ve hemen kaynaştığım Urşka &amp;amp; Antonio çifti oldu. Teoride ve uygulamada Türkçe öğretip İspanyolca öğreniyorum ve kendileriyle çok güzel vakit geçiriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her haliyle 2008 unutulmaz bir yıldı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-3094258008449195854?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/3094258008449195854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=3094258008449195854' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3094258008449195854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/3094258008449195854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/12/2008-neler-ettin-sen-bana.html' title='2008 Neler Ettin Sen Bana?'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8894176891256040304</id><published>2008-12-23T10:34:00.002+02:00</published><updated>2008-12-23T10:35:35.691+02:00</updated><title type='text'>Fulya'da Yeni yaşam...</title><content type='html'>Anadolu yakasının "Taksisi" olan birisi olarak uzun yollarda kaybedilen zamanı iyi bilirim. Daha 11 yaşında kazandığım K.A Lisesine de önce Pendik sonra da Kartal'dan genelde 1.5-2 saatlik yollar teperek yıllarca gidip gelmişimdir. Üniversite yıllarında Maslak zaten uzak Taksim geceleri ise "Kafdağının Ardında" gibi geliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzun süreli ilişki ve ardındaki evlilik planları nedeniyle masraf olmaması için hep ertelediğim ancak sürekli hayalini kurduğum ayrı ve şehir merkezinde yaşama planımı nihayet gerçekleştirebildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 5 ay önce nişanlımla ayrılmamız en azından beni birçok sorumluluktan özgür kılmıştı. Motokross, gece eğlenceleri ve kafamın rahat olduğu kamplar,tatiller bunlardan bazılarıydı. Anneannemin ve Babamın vefatleri ile annemin emekli olmasından sonra uzun süre çalkantılı bir dönem yaşadık ailecek. Ancak nihayet kendine Maltepe Üniversitesin'de yurt müdürlüğü işi bulan ve lojmanda yaşamaya başlayan annem bana kendi başıma devam etme özgürlüğünü sunmuş oldu. Zaten ulaşımı çok zor olan Başıbüyük ormanının içindeki kampüs ona ne kadar uygunsa bana da o kadar imkansız bir evdi. 20 Aralık 2008 Tarihi itibariyle Fulya'daki yeni evime 2 arkadaşımın yanına ve istediğim gibi dekore edeceğim kendi odama çıkmış bulunmaktayım. Eşyaların yerleşimiyle şimdilik sürekli oynadığım için odanın fotoğrafını bu kayıda sonra ekleyeceğim ancak hep istediğim pratik oda şekline yaklaşmaya başladım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha da önemlisi Taksim-Maslak-Beşiktaş ya da İçerenköy gibi benim için merkezi bölgelere 20 dk gibi zamanlarda üstelik Motosiklet kullanmadan ulaşmanın keyfini şu 3 günde bile epey yaşadım. Kağıthaneye bıraktığım diğer Motosikletim ile enduro keyfini deneyebilirsem hele bir de kar yağarsa deymeyin keyfime...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taksim'de alkolü fazla kaçıran kötü havalardan benim yakamda kalan arkadaşlarımı evime beklerim efendim. Her zaman bir döşek ve sıcak kahve sizin için hazır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8894176891256040304?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8894176891256040304/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8894176891256040304' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8894176891256040304'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8894176891256040304'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/12/fulyada-yeni-yaam.html' title='Fulya&apos;da Yeni yaşam...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-2237328680544356163</id><published>2008-12-11T20:05:00.002+02:00</published><updated>2008-12-11T20:13:52.991+02:00</updated><title type='text'>"Atilla Erdoğmuş"</title><content type='html'>&lt;div&gt;Canım kardeşim. Seni ilk istanbuldaki bir buluşmada görmüştüm. Konuşacak çok şey vardı da konuşamadık bir türlü. Sonra İzmir'e bir haftalığına gidip aylarca dönmemiştin. O zaman da Bodruma giderken Serkan'ın dükkanında konuşmuştuk.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;"İzmiri çok seviyorum bırakamadım Ayberk" demiştin ya o zamandan beri benim de aklımdadır İzmir. Seni sonkez yine ortaköy'de bir buluşmada görmüştüm. Gündüz ayrı iş gece pizza dağıttığını öğrenince de "helal olsun ulan" demişti herkes. O R6 yı aldığında sana da söyledim. "Korkutuyor beni bu makinalar" Hele bir ikisi biraraya gelmesin. İşte geldi işte olan oldu.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ben de bu yüzden bırakmıştım hızlı makinaları. Ölümden 1 viraj uzakta hissetmekten korkuyordum. Her eve geldiğimde "çok şükür" diyordum. Ufak 200CC olanı alınca hornete ellemez olmuştum hiç.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün senin haberini almak içimden parça koparttı resmen. Seni son görüşümün o olacağını bilseydim sımsıkı sarılmazmıydım hiç?&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Benim de varacağım nokta senin yanın. Motor üzerinde veya torunlarımı gördükten sonra farketmez. Elbet biraraya geleceğiz. Konuşamadıklarımız o zamana kısmet. Görüşmek üzere...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5278597189389861634" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 268px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SUFYLTH1QwI/AAAAAAAAAK0/rZhEO62G37A/s400/n523587430_556526_6221.jpg" border="0" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-2237328680544356163?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/2237328680544356163/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=2237328680544356163' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2237328680544356163'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2237328680544356163'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/12/atilla-erdomu.html' title='&quot;Atilla Erdoğmuş&quot;'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SUFYLTH1QwI/AAAAAAAAAK0/rZhEO62G37A/s72-c/n523587430_556526_6221.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-8590393962077499582</id><published>2008-12-07T00:02:00.003+02:00</published><updated>2008-12-09T11:24:42.147+02:00</updated><title type='text'>Sahip Çıkmak</title><content type='html'>Suçu alkole vermemek lazım. Düşünme gücümüzü zayıflattığı kesin ve normalde kolay geçeceğimiz bir sınavı çok zorlaştırabildiği de. Hayat hep sınavdır bunu şimdiye kadar öğrenmiş olmamız lazım ama alkolü kontrol edebildiğimiz yanılgısına sebep olan ne? Peki bir dostuna sahip çıkmanı nasıl engeller alkol?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok alakasız bir zamanda tam bir kader gününde girmiştin hayatıma. Yine aynı şekilde çıktın gittin. Filmlerdeki gibi de olmadı gayet kırıcı ve soğuktu. Sen bana zaten zor katlanıyordun da nedense ben dayanamadım dün gece. Nasıl olur da o ıssız sokağa üstelik gecenin üçünde tam sen öfkenin doruğundayken bir taksi gelir tam yanımızda durur ve ben gitmeni engelleyemeyecek kadar sarhoş olurum ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıştığımız gece hiç olmamam gereken yerde olmam gibi o taksi de orada olmamalıydı. Ben sarhoş olmamalıydım ve senin gitmene de izin vermemeliydim. İlk gecenin büyüsü kadar dün geceden sonra kara büyüye de inanıyorum artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir insana "sahip çıkmak" eskisi kadar kolay gelmiyor kulağıma ama doğru zamanlarda doğru kararları vermek istiyorsak önce kendimize sahip çıkmalıyız. Güneşin insanları için böyle sınavlar hep olacak. Bu olduğunda kendimize sahip olmak ise en büyük sorumluluğumuz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-8590393962077499582?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/8590393962077499582/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=8590393962077499582' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8590393962077499582'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/8590393962077499582'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/12/sahip-kmak.html' title='Sahip Çıkmak'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-4916911711672753741</id><published>2008-11-25T20:02:00.003+02:00</published><updated>2008-11-26T18:36:54.673+02:00</updated><title type='text'>" BENİ BİR KERE DÖVDÜLER" - Atilla İlhan</title><content type='html'>&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;beni bir kere      dövdüler çok gözlüklüydüm &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;daha bere      giyiyordum bıyıklarım da duruyor &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;büyükdere'de      dövdüler emirgân ve birileri &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;geceleyin      dövdüler dişlerimi tükürdüm&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;emirgan'la      aramız çok eskiden beri yok &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;niye ölmedim      diye bana bozuluyor &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;ötekiler şurda      burda azar azar gördüğüm &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;çakıdan bozma      itler sustalı birileri &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;fakat çok fena      dövdüler size ne söylüyorum &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;bir vakit      omuzlarım tutmadı dişlerimi tükürdüm&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt; &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;beni bir kere      dövdüler çok gözlüklüydüm &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;daha bere      giyiyordum bıyıklarım da duruyor &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;büyükdere'de      dövdüler emirgân ve birileri &lt;/p&gt;     &lt;p style="margin-left: 25px; margin-top: 5px; margin-bottom: 5px;"&gt;senin için      dövdüler dişlerimi tükürdüm     &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-4916911711672753741?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/4916911711672753741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=4916911711672753741' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4916911711672753741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/4916911711672753741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/11/beni-bir-kere-dvdler-atilla-ilhan.html' title='&quot; BENİ BİR KERE DÖVDÜLER&quot; - Atilla İlhan'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-2644737398288126911</id><published>2008-11-21T12:56:00.002+02:00</published><updated>2008-11-21T14:40:01.352+02:00</updated><title type='text'>Yalnızlık fobisi...</title><content type='html'>Böyle bir korkunun kesin bilimsel bir adı vardır ancak ben bilmiyorum. Babamın rahatsızlığının genetik olduğunu öğrendiğim günden beri arkadaşsız kalmaktan korkarım. Babam amatem kaynaklı bir rahatsızlıktan şikayetçiydi 10 yılda bir tekrarlanan hafıza kayıpları yaşardı. Bunun dışında kimseye bir zararı dokunmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortaokulda yatılı okumuştu babam. Evleri Biga'da iken Çanakkale'ye okula göndermişler. Çok tahmin yürüten olsa da nedenini kimse bilmez Çanakkale'den hep nefret etmiştir. Emin olduğum şey orada da çok yalnızdı. Arkasından öğretmen okulu ve askerlik sonra da bir sürü doğu görevi. Asosyallik makus kaderi gibiymiş. Sonra Şereflikoçhisar'da annemle tanışıp çok uzatmadan evlenmişler. 5 Yaşında kardeşimin kemik rahatsızlığı ortaya çıkınca annemin bütün ilgisi onun üstüne yoğunlaştı doğal olarak. Tabi babam da yine yalnız kalmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu hastalığın nedeninin genetik olduğunu ancak asosyallikten ve yalnızlıktan şiddetlenebileceğini söylemişti doktoru, ziyarete gittiğimde. O zamandan çok geçmedi ölümüne kadar. Evinde ve yine tek başına öldü. &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSaXTKFgStI/AAAAAAAAAKc/Wc3oyDuKOMs/s1600-h/loneliness.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271066769264495314" style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSaXTKFgStI/AAAAAAAAAKc/Wc3oyDuKOMs/s200/loneliness.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyallik ve asosyallik diye iki kavram arasında asosyal olmaktan duyduğum korku ile sosyalliğe yaklaşıyorum sanırım hani bazı insanların içinden gelir ya bu his, ben öyle değilim. Özellikle yapıyorum. Herkes beni sevsin en sevmediğim bile benden uzak durmak istemesin diye uğraşıyorsam da sebebi bundan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki kendimi nasıl bu arkadaşsız hale düşürdüm öyleyse... Senin yüzünden mi oldu bunlar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-2644737398288126911?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/2644737398288126911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=2644737398288126911' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2644737398288126911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/2644737398288126911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/11/yalnzlk-fobisi.html' title='Yalnızlık fobisi...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSaXTKFgStI/AAAAAAAAAKc/Wc3oyDuKOMs/s72-c/loneliness.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5195886725382404145</id><published>2008-11-19T22:54:00.000+02:00</published><updated>2008-11-19T23:19:01.864+02:00</updated><title type='text'>Kamplumbağa gibi yaşamak...</title><content type='html'>En son sahibi olduğumuz ev Annemin "Artık sahil kasabasında yaşayacağım" hayali ile Kartal Uğurmumcu Mahallesindeki evi satıp tekirdağdan aldığı yazlıktı... Hayatımda çok şeyi değiştirdi o yazlık ve o yaz. 5 Yıl birlikte olup sonunda nişanlıyken ayrıldığım kadını orada tanıdım mesela. Yine canım kuzumu da tanımam aynı döneme denk gelir. Ama bunlara ek olarak o yazlığı almak uğruna "İstanbulda Kiracılık" serüvenimiz başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanılan üniversiteler, değiştirilen okullar, ölümler, hastalıklar, anlaşılmayan ev sahipleri ve daha bir sürü sebeplerden ötürü ve hepsi de annemin ayarının kaçması nedeniyle birçok kez taşınmak durumunda kaldık. Bugün itibariyle taşınmış bulunduğumuz Marmara Eğitim Kurumları'ndaki lojman ile 2003 yılından bu yana 10. evimize geçmiş bulunuyoruz. Ayrıca en ışık hızıyla verilmiş taşınma kararı ve akabinde taşınmaya da imzamızı atmış bulunmaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen pazar 2 günlük gece hayatı sonrası eve geldiğimde annemin Maltepe Üniversitesinden gelen "Yurt Müdürlüğü" teklifini kabul ettiğini ve tahsis edilen ücretsiz lojmana taşınacağımızı öğrendim. Annem yıllar önce otomatiğe bağladığından pazartesi sabahı evi toplanmış olarak buldum. 2 günde de elimi hiç birşeye sürmedim. Son günün telaşı içinde yine herşeyi kutulara tıkıştırıp taşıyıcıların kamyonu doldurmasını izledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonuç olarak şu anda Başıbüyük mahallesi Marmara Eğitim Kurumları kampüsündeyiz. Etrafta bir sürü yurt ve kafe/restoran mevcut daha önemlisi 4 bir yanı dağlık ve arazi gazlaması için çok uygun. En güzeli de internet fevkalede hızlı en azından çalıştığı zamanlarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni bu yeni mekanda neler bekliyor zaman gösterecek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5195886725382404145?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5195886725382404145/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5195886725382404145' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5195886725382404145'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5195886725382404145'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/11/kamplumbaa-gibi-yaamak.html' title='Kamplumbağa gibi yaşamak...'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-5745650452536949650</id><published>2008-11-18T21:52:00.001+02:00</published><updated>2008-11-18T23:40:35.529+02:00</updated><title type='text'>Nasıl motorcu oldum?</title><content type='html'>Motosiklet tutkusu damarlarda dolaşan zehirdir. Bir kere bulaşırsa onsuz yaşayamazsınız. 2004 Yılıydı arabamı 2 sene önce sattığımdan toplu taşımaya mahkumdum. Hafta sonu canımın çektiği yere gitmek ya da geç kaldığım bir yere yetişmeye uğraşmak boş hayallerden ibaretti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzun zamandır motosikletlere ilgi duyuyordum ancak ne arkasına ne önüne oturmamıştım bile. Birgün berberde traş olurken berber ile çırağının konuşmalarını dinledim. Sirkecide komple motosikletçi dolu bir sokak olduğundan ve en uygunlarının orada olduğundan bahsediyorlardı. O gece karar verdim. Çeşitli kısa zamanlı işlerden biriktirdiğim paramı cebime koyduğum gibi önce otobüsle Kadıköy'e ardından vapur ile Eminönü'ne ve sonunda Sirkeci'ye ulaştım. Sokak hakikatten tıklım tıklımdı ve ortalık motordan geçilmiyordu. Sanki balık pazarında lüfer bakıyor gibiydim. Ne çin mallarından ne HP/Ağırlık oranlarından ne de viraj kabiliyetinden haberim olmadığından sadece HONDA ismi tanıdık geldiği için Özen Motor'a daldım. "Daha önce hiç motosiklet kullanmadım" dedim. Dayı "Bisiklet kullandın mı?" dedi. "Evet" deyince beni bir Honda Beat üzerine oturttu ve "bu sokakta bir git gel" dedi. Ellerim titreyerek açtım gazı. 10 Metre kadar insanların arasından zor bela ilerledim. Sonra Dayı alıp geri döndürdü. "Buradan feribota bindiririz seni, haremden bir kamyonete atarsın sonra da evinin orada 2 gün çalışır profesörü olursun" dedi.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos-c.ak.fbcdn.net/photos-ak-sf2p/v105/13/92/643288182/n643288182_161258_6011.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 604px; height: 453px;" src="http://photos-c.ak.fbcdn.net/photos-ak-sf2p/v105/13/92/643288182/n643288182_161258_6011.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de yarım kask alarak ite ite feribota bindirdik. Sonraki yıllarımda bana hep keyifli gelecek Sirkeci-Harem feribotunda motorcular ile hemen kaynaştım. Onların verdiği gaz ile haremde indim. Yine iterek benzinciye geldim ve depoyu fulledim (7 liraya doldu zaten (: ) Pompacılara danışıp benzincinin etrafında motorla 10-15 tur attım. Başlarda yeni bisiklet kullanan birisi gibi dönüşlerde ayağımı koyarken. 6. 7. turdan sonra baktım sekizler çiziyorum. "Oldum ben herhalde" dedim. Attım kendimi E-5 in göbeğine. Araba kullanmayı da bu yollarda öğrendiğimden motosiklet bana rüya gibi geldi.  O gün yarım kask hariç sıfır koruma ile E-5 ten Maltepe'deki evimize kadar geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonraki 9 ay boyunca bu motosiklet ile Tekirdağ dahil gitmediğim yer kalmadı. Kazalar yaptıkça veya düştükçe korumaların önemini de anladım ve kendimi geliştirdim. Yine de o gün nasıl sağ çıktım halen hayret içersindeyim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-5745650452536949650?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/5745650452536949650/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=5745650452536949650' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5745650452536949650'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/5745650452536949650'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/11/nasl-motorcu-oldum.html' title='Nasıl motorcu oldum?'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3975856751869571414.post-1236745042373897446</id><published>2008-11-18T15:05:00.000+02:00</published><updated>2008-11-18T15:06:09.634+02:00</updated><title type='text'>Merhaba Dünya</title><content type='html'>Ne zamandır aklımdaki şu blog işine şimdi ben de başlıyorum. Hayatımı yeterince doldurdum sanırım şimdi dünya ile paylaşma zamanı...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3975856751869571414-1236745042373897446?l=ayberkbagci.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/feeds/1236745042373897446/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3975856751869571414&amp;postID=1236745042373897446' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1236745042373897446'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3975856751869571414/posts/default/1236745042373897446'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ayberkbagci.blogspot.com/2008/11/merhaba-dnya.html' title='Merhaba Dünya'/><author><name>Fahri Ayberk Bağcı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10293101699387720629</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='24' height='32' src='http://3.bp.blogspot.com/_3Q-bQAQhybc/SSMWNXH0BkI/AAAAAAAAAJw/iZvXKzKSvTA/S220/DSC01305Small.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
